Selin Yardımcı

Selin Yardımcı
@RealistS
Dostosever #50107911
Değerli varlığın kaybına razı oluşun, insanı irkilten, acımasız sessizliği çöktü evin içine. Ağlama bir çeşit karşı koyma, kabul etmeme, başkaldırma demektir. Oysa elden gidenin geri döndürülemeyeceğini anlayıp susmak çok daha tehlikelidir. En koyu düşünceler bu sırada gelir insanın aklına
Reklam
"Severim kendinin ötesindekini yaratmak isteyeni ve böylece yok olanı" F. Nietzsche
Cezalandırma iktidarı hükümdarın intikamından, toplumun savunulmasına kaydırılmıştır. Fakat bu durumda o kadar güçlü unsurlarla yeniden oluşturulduğu için, adeta daha ürkütücü hale gelmektedir. Suçlu, doğası gereği aşırı olan bir tehdidin elinden çekilip alınmıştır, ama şimdi neyin sınırlandıracağını görmenin mümkün olmadığı bir cezalandırmaya teslim edilmektedir. Müthiş bir üst-iktidarın geri dönüşü. Ve cezalandırma iktidarına bir ılımlılık ilkesi koyma gereği.
Mahkumların cehalet ve fakirliklerinin de yardımıyla, hukukun çağrılarını ihmal edebilen ve keyfi kararları denetimsiz bir şekilde infaz ettirebilen alt düzeydeki yargılama faaliyetinde aşırı yetki vardır; karşısındaki sanığın savunmasız olmasına karşılık, adeta sınırsız bir takibat olanağına sahip olan iddia makamının aşırı yetkisi vardır, bu da yargıçların bazen aşırı sert, bazen de buna tepki duyarak aşırı hoşgörülü olmalarına yol açmaktadır.
Ona göre adli güç Fransa'da 3 biçimde "bozulmuş"tur. Özel bir sahiplenmeden ötürü: yargıçlık görevleri satılmaktadır, bunlar miras yoluyla aktarılmaktadır; ticari bir değerleri vardır ve bu nedenden ötürü adalet iyi gelir getirmektedir. - iki yetki tipi arasındaki karışmadan ötürü: adaleti yerine getiren ve yasayı uygulayarak karar veren kişi, bizzat yasayı yapan kimsedir. Son olarak da, adaletin icra edilmesini belirsiz kılan koskoca bir ayrıcalıklar dizisinden ötürü: "ayrıcalıklı" olan ve kamu hukuku dışında kalan mahkemeler, ceza usulleri, davacılar, hatta suçlar vardır.
Reklam