Zana

Zana
@Reallilith
Ez xumxuma ava çeman, Ez çerx û govend û sema, Tîn im di nêv kat û lema, Jîn im, hebûn im, tevger im.
Herkesin "iyi insan" olması istenir. Ama herkesin “ iyi insan “ ,sürü hayvanı, mavi gözlü, iyiyi isteyen, "güzel ruh" ya da -bay Herbert Spencer'in-dilediği gibi— altruist olmasını istemek, insan varlığını e n önemli özelliğinden yoksun etmek demektir, insanlığı kısırlaştırmak, benini yok eden zavallı bir Çinli durumuna 'düşürmek demek.—D e n e n e n, i ş t e t a m bu d u r. çünkü böyle bir insan tipini yetiştirmeyi istemek, tabiata aykırı, insan tabiatına aykırı bir şey istemektir; "bütün tabiî güdülerinde 'evet'i olduğu kadar 'hayır'ı da taşıyan hayata, gerçekten l'h a y ı r' demek”tir.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir tek eylem, kendi başına bir eylem, ne ahlaklı ne de ahlaksızdır; onun anlamı ve değeri, onu yapan insanın bütünlüğüyle, öz yapısıyla ilgilidir; ancak onu yapan insan bütünlüğüyle gözönünde bulundurulduğunda, anlaşılabilir ve değerlendirilebilir, anlamı ve değeri kavranabilir. Tek tek eylemlerin ahlaklı veya ahlakdışı diye ayrılması , dinin bir görüşünden ileri gelen psikolojik-antropolojik bir yanılmadır.

Zana

, bir kitap okudu
Puan vermedi·164 syf.·
Beğendi
·
2022 37. kitabı
İoanna Kuçuradi
9.2/10 · 148 okunma
Düşüncelerimiz, derin bir suyun yüzeyini oluştururlar. Yargılarımız, açık seçik düşüncelerin mantık yasaları doğrultusunda birleştirilmesiyle meydana gelmez; bunlar çok derinlerde, karanlık diplerde kurulur; bu süreçler, tıpkı sindirim gibi, tamamen bilinçdışı süreçlerdir. Kimileyin bizi bile şaşırtan buluşlar, yaratıcı düşünceler, kararlar alırız; hele o en derin düşüncelerimizin doğuşu hakkında söyleyebilecek bir şeyimiz yoktur. Ama işte bütün bunların kaynağı iradedir. İrade kendi hizmetçisini, zekayı dürtükleyip durur. İrade, kötürüm ama gözleri gören birini, omuzlarında taşıyan bir kör gibidir. İnsanlar sadece görünürde önden çekilirler, aslında onlar arkadan itilmektedirler. Onlar o bilinçsiz yaşama iradesince itilirler. Yaşama iradesi değişmez, sabit bir iradedir. Bütün tasarımlarımızın temelinde yatan, her yere işleyen bir motivasyon üreticisidir o. Belleğimiz bile, irademizin hizmetçisidir. Karakter dediğimiz şey de iradece belirlenmiştir. İrade, karakteri, insanın bedenini inşa eder gibi kurar.
Her ihtiyaç giderme, her tatmin sadece anlık, belli bir süre için geçerli olabileceğinden, her seferinde yeniden eksiklik, yoksunluk hali ortaya çıkar. Bu böyle sonsuza kadar sürüp gider. İşte.bu eksiklik durumu acı, ıstırap doğurur. "Acının ne sonu ne sınırı vardır. Hayat, sefalet ile can sıkıntısının arasında bir rakkas gibi gidip gelir. İsteklerin yerine getirilmemiş olması sefaleti doğurur; yerine getirilir gibi olması da insanı bunalıma düşürür. Açlık, sefalet, halkın; can sıkıntısı da kibarların çektiği azaptır. Kibarların dünyasında pazar günü can sıkıntısının, halk için ise öteki günler sefaletin temsilcisidirler. Zekâ olgunlaştıkça acı artar. Çok bilgili insanın acı duyması da bu yüzdendir. Bu dünyayı iyi ya da dünyaların en iyisi saymak yalnız aptallık değil bir küfürdür de. Çünkü irade bile kendi görünüşlerinde / fenomenlerindeki kendini beğenmemektedir. Dünya, düşünülebilecek dünyaların en kötüsüdür, şöyle azıcık daha kötü olsaydı, artık varolamazdı.