Düşüncelerimiz, derin bir suyun yüzeyini oluştururlar. Yargılarımız, açık seçik düşüncelerin mantık yasaları doğrultusunda birleştirilmesiyle meydana gelmez; bunlar çok derinlerde, karanlık diplerde kurulur; bu süreçler, tıpkı sindirim gibi, tamamen bilinçdışı süreçlerdir. Kimileyin bizi bile şaşırtan buluşlar, yaratıcı düşünceler, kararlar alırız; hele o en derin düşüncelerimizin doğuşu hakkında söyleyebilecek bir şeyimiz yoktur. Ama işte bütün bunların kaynağı iradedir. İrade kendi hizmetçisini, zekayı dürtükleyip durur. İrade, kötürüm ama gözleri gören birini, omuzlarında taşıyan bir kör gibidir. İnsanlar sadece görünürde önden çekilirler, aslında onlar arkadan itilmektedirler. Onlar o bilinçsiz yaşama iradesince itilirler. Yaşama iradesi değişmez, sabit bir iradedir. Bütün tasarımlarımızın temelinde yatan, her yere işleyen bir motivasyon üreticisidir o. Belleğimiz bile, irademizin hizmetçisidir.
Karakter dediğimiz şey de iradece belirlenmiştir. İrade, karakteri, insanın bedenini inşa eder gibi kurar.