Ayşenur Artaç

Ayşenur Artaç
@Rebeccayys
Puan vermedi·112 syf.··
2021 4. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2021 14:58
Bir idam mahkumunun idam kararı verildikten sonraki geçen altı haftada neler hissedebileceğini hiç düşündünüz mü? Victor Hugo bunu düşünmüş ve kitabın isminden de anlayacağınız gibi bu konuyu bizim gözlerimiz önüne sermiş. Bu kitabı okuduğunuzda bir adamın giyotine (bir çeşit idam aracı) yatırılmadan önce kendisini hazırlama sürecine, mental olarak çektiği acılara şahitlik edeceksiniz ve onunla empati kurmayı deneyeceksiniz ama kuramayacaksınız. Çünkü benim fikrimce altı hafta sonra acımasızca öldürülecek olduğunu bilmeyen biri bu mahkumla empati kuramaz. Ben kitabı bitirdiğimde ‘vay be ne kitaptı’ ,dedim ve sayfa sayısının az olmasıyla birlikte bir çırpıda bitirdim. Herkese okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap .
Bir İdam Mahkumunun Son GünüVictor Hugo · Nostaljik Yayınları · 2014152,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·144 syf.··
2021 3. kitabı
George Orwell bu kitapla birlikte taşlama yazmadaki ustalığını gözler önüne sermiş. Hayvan Çiftliği, adına bakıldığında belki de size çok bir şey ifade etmeyebilir ama kitabı okudukça ve vermek istediği mesajı anladıkça aslında ne kadar büyük bir taşlama türü olduğunu anlıyorsunuz. George Orwell, bu kitap aracılığıyla 1940’lardaki reel sosyalizm’in eleştirisini yapmıştır. Romanda, insanların çiftlikteki hayvanlara olan vahşice tutumu ve daha sonra hayvanların onlara baş kaldırması ve çiftlikte yönetimi ele geçirmeleri ve daha sonra insanlarda gördükleri ve kınadıkları hal ve tavırları benimsemeleriyle George Orwell aslında tarihsel bazı durumları eleştirmektedir. Kitabı okudukça vermek istediği mesaj ortaya çıkıyor ve sonu beni gerçekten çok etkilemişti. Benim fikrimce bu kitap defalarca farklı bakış açılarıyla okunabilecek bir kitap.
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Olimpos Yayınları · 2021296,7bin okunma
Puan vermedi·574 syf.··
2021 2. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2021 15:46
Kitap Hırsızı’nı daha öncede okumaya başlayıp yarım bırakmıştım çünkü vermek istediği mesajı anlamamıştım. Şimdi kitabı bitirdim ve gönül rahatlığıyla güzel bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Kitap Nazi Almanyası 2. Dünya Savaşı’nın patlak verdiği dönemde yaşayan Liesel adlı küçük bir kızın, Himmel Sokağında yaşayan Hans ve Rosa Hubermann adlı çift tarafından evlat edinilmesiyle o sokakta başladığı kitap çalma macerasını konu edinir. Ve Liesel bu macerada yalnız değildir yanında sarı saçlı arkadaşı Rudy de vardır. Liesel’ın kitap okuma tutkusunun yanında kitapta daha birçok farklı konuya tanık olacaksınız ama şu kadarını söyleyeyim Hubermann ailesinin bodrumunda da ayrı bir hayat olduğunu göreceksiniz. Kitabın sonu beni biraz afallattı çünkü böyle bir son beklemiyordum. Kitabı bir çırpıda okuyup bitirdim ve üzerimde derin bir etki bıraktı diyebilirim. Bence kitabı hakkıyla okuyan herkes aynı etkiyi bulacaktır.
Kitap HırsızıMarkus Zusak · Martı Yayınları · 202114,5bin okunma
Puan vermedi
Mitolojiyle ilgili okuduğum ilk roman diyebilirim. Ve bu kitabı okurken bazı Yunan mitolojisiyle alakalı mitolojik karakterler bilmem çok işe yaradı bence herkes bu kitabı okumadan önce karakterleri hakkında bilgi edinmeli böylece kitaptan daha fazla zevk alabilirsiniz. Kitabın baş karakteri bir nymph(peri) olan Kirke. Kirke diğer tanrıçalar tarafından küçümsenen bir tanrıçadır çünkü doğuştan bir üstün gücü yoktur ve sesi de bir insan sesini andırır. Ama Kirke daha sonra kendi gücünü yani büyücülük gücünü keşfeder ama bu gücünü yanlış kullanması onun Aiaie adasına sürgününe yol açar. Ama Kirke’nin hayatı orada çok değişir aslında kitabın en güzel kısımları bu bölümden sonra başlar. Bence mitolojiyle ilgilenenlerin okuması gereken bir kitap ama sıkılmamak için mutlaka karakterler hakkında ön bilgi edinilmeli.
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,4bin okunma
Puan vermedi
Viktorya Çağı İngilteresindeki gibi ataerkil bir toplumda kadının ne kadar hor görüldüğünü, önemsenmediğini, aşağılandığını bilirsiniz. Bu yüzden kadının hiçbir şeyde baş rol olmaması da sizi şaşırtmayacaktır. Ama bu dönemde Charlotte Bronte, Jane Eyre adlı kitabıyla bu tabuyu bir nevi yıkmıştır. Çünkü Jane’i hem kitabın baş rolü yapmış hem de onu normal Victoria Çağı kadınlarının özelliklerine büründürmemiştir bu yüzden kitapta Jane dik başlı, lafını esirgemeyen, haksızlık karşısında sesini çıkaran bir tip olarak karşımıza çıkar. Charlotte Bronte’nin asıl amacının bu kitapla bitlikte kadın figürünü öne çıkarmak olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın asıl konusuna gelecek olursak, Jane Eyre öksüz bir kızdır ve amcasının ailesiyle birlikte kalır ama amcasının ölmesiyle yengesi onu bir yetimhaneye verir. Ve Jane orada türlü eziyetler çektikten sonra mürebbiye olur. Ardından Ronchester adında bir adamın konağında mürebbiyelik yapmaya başlar. Kitabın burasından sonra Jane ve Ronchester arasındaki aşk durumuna şahit oluruz ama bu aşk bir süre sonra bazı olaylardan dolayı çıkmaz bir hal alır. Daha fazla spoiler vermemek üzere yorumumu burada bitiriyorum. Bu kitabı okuyan biri ilk başta onu sadece bir aşk romanıymış gibi düşünebilir ama aslında öyle değildir ve bu kitap daha farklı bakış açılarıyla okunması gereken bir kitaptır.
Jane EyreCharlotte Brontë · Oda Yayınları · 200242,2bin okunma