“Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki
kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler, büyülü bir
aynaydı bu ve müthiş bir yansıtma gücü vardı. Böyle bir güç
olmasaydı dünya hâlâ bataklık ve balta girmemiş ormanlardan
ibaret olurdu.Savaşlarda zafer kazanıldığı duyulmazdı. Hâlâ
geyiklerin iskeletleriyle kırık koyun kemiklerini birbirine
sürter, çakmaktaşı verip koyun derisi ya da gelişmemiş
zevkimizi hangi basit süs eşyası tatmin edecekse onu alırdık… Çar ve Kayzer ne taç giyerler, ne de tahttan
inerlerdi. Uygar toplumlarda hangi işe yararlarsa yarasınlar,
bütün şiddet ya da kahramanlık eylemlerinde aynalar
gereklidir.İşte bu yüzden Napoléon da Mussolini de
kadınların erkeklerden aşağı olduğunda bu kadar ısrarcıdırlar,
eğer onlar aşağıda olmasalardı kendileri büyüyemezlerdi.Bu da çoğunlukla kadınların erkeklere gerekli olduğunu kısmen de olsa açıklamaya yarıyor. Ayrıca erkeklerin, kadının
eleştirisi karşısında ne kadar tedirgin olduklarını, aynı
eleştiriyi yapan bir erkeğin verebileceğinden daha fazla acı
vermeden, erkeği daha çok öfkelendirmeden kadının, bu kitap
kötü, şu resim zayıf filan demesinin nasıl olanaksız olduğunu
da açıklamaya yarıyor.Çünkü eğer kadın gerçeği söylemeye başlarsa aynadaki görüntü büzülür; erkek hayata uyum
sağlayamaz olur. Kahvaltıda ve akşam yemeğinde kendini
olduğundan bir kat daha büyük görmezse hükümler vermeye, vahşileri uygarlaştırmaya, yasalar koymaya, kitaplar
yazmaya, süslenip ziyafetlerde nutuk çekmeye nasıl devam
eder?”