Batı'nın burjuva liberalizmi kendini tarihi insan kültürünün varisi olarak görüyor, ve Marksizm kendini tüm insanları kapsayan hümanizmin gerçekleşmesi için bir yol olarak sunuyor, öyle de existentializm de (varoşçuluk) bir hümanizmdir; hem hiç kuşkusuz iddiasında ilk iki atasından çok daha, haklıdır.
Ne durumda olursa olsun Batı burjuvazisi de Marksizm de hümanist olmakla övünürler. Birincisi,
kişilerin serbestçe düşünüp, bilimsel araştırmalar; zihni çalışma ve ekonomik üretimde bulunmalarına izin
vermekle, insanın doğuştan getirdiği yeteneklerin gelişip, çiçeklenmesini sağladığını ileri sürer. İkinci ise,
inkar ettiği bütün bu hürriyetleri, toplumu, halklara
tek yönlü bir birlik kazandıran tek bir ideolojiye dayalı tek bir örgüt halinde yöneten bir dikta rejimine
vermekle aynı hedefi gerçekleştirdiğini iddia eder. Gerçek hayat ve insan düşüncesi, ikisi için de liberal burjuva felsefesinde yatan aynı düşüncedir: toplumun bütün üyeleri için burjuva hayatını gerçekleştirme.
Şorun yavaş yavaş aydınlanıyor. Bugün, birbirine göre ters tarafa akan bu ırmaklardan ikisinin de
ana kaynağı Yunan hümanizmidir. Burjuva liberalizmi
ve Marksizm, teoride ve uygulamada bu insani materyalizmi paylaşırlar; Voltaire ve Marx, ikisi de insanın içindeki manevi boyutlara gözlerini kapamışlardır.