"İnsan ömrü küçücük bir kayıktı. Okyanus onunla aşılacaktı. Yolcusu ona dertlerini, kederlerini, acılarını, başarısızlıklarını doldurmaya kalkışacak olursa minik sandal, yol daha yarı demeden sulara gömülürdü."
"Işık alelâde camlardan işte böyle bembeyaz geçer. Ama bir prizmada sırrını verir; yedi renge ayrılır. İnsan yaşayışı da böyledir; onun prizması ancak artistik ruhtur."
Yazar bu kitabında Türkiye'de, İttihat ve Terakki Fırkası döneminden 80'li yıllara dek yaşanan siyasi ve toplumsal meseleleri, gençliğin içine düşürüldüğü tuzakları ve siyasi oyunları, bulundukları konum itibarıyla gençliği yok ederek kirli amaçlarını gerçekleştiren kişilerin, temiz insanların saf duygularını sömürüşleri anlatmış.
Aynı zamanda gerçek hayatlarının farkına varamamış, içine düşürüldükleri oyunlar nedeniyle kendi kişiliklerinin bilincinde olmayan gençlere, bu kaostan kurtulmaları için bir ışık yakılmıştır. Dikkat ve sabırla okunması gereken bir kitap.
Toplum bazen yük, bazen şekillendirici bazen destek bazen köstek...
Savunucuları çok aynı zamanda çürükleri de...
Toplum kalabalık gibi görünse de içinde yalnızları ile meşhur...
Bir alıntı ile noktalıyorum düşüncelerimi..
"İnsanın kaderi olmayacak bir dönemeç alır ve geride kalan zamanlar rüyalaşır, gerçekliklerini yitirir."
Keyifli okumalar...