Fugui öküzü sulanmış bölgeye doğru sürdü, onu sabana kancalarken bana dönüp, “Öküzler yaşlandığında aynı ihtiyar adamlara benzerler. Acıktıklarında dinlenmeleri gerekir ki yemek yemeye güçler olsun,” dedi.
İhtiyarın sırtının da öküzünki kadar kara olduğunu fark ettim. İkisi de, hayatlarının alaca karanlığında bile olsalar, o çakıllı taşlı tarlayı sürebiliyorlardı, tıpkı dalgaların sahile vurması gibi.