Her akşam böylece evinin önünde durdum. İşte akşamın altısına kadar kalıyordum,zor ve yorucu bir işti,fakat seviyordum,çünkü işin tedirginliği kendi tedirginliğimin acısını daha az duymamı sağlıyordu.
Size içimi açtığım ve duygularımı önünüzde sergilediğim için kendimi daha iyi hissettiğimi sanmayın sakın. Hayatım paramparça ve hiç kimse onları yeniden bir araya getiremez.
Pia Mater bakıldığında yabancı bir isim olarak karşıma çıkıyordu. Ama okumaya başladığımda o kadar da yabancı olduğum bir dünyadan söz etmiyordu.
Pia Mater: Beyin, beyincik ve omurilik dokularını saran en iç zardır. Oldukça yumuşaktır. Anlamı buymuş.
Yazarın olayı ele alma biçimi ve sürükleyiciliği okunmaya değer olduğunu her keresinde bir daha tekerrür ediyordu. Nöro romansal bir kitabı ilk kez okuyordum. Ama yabancı değildim o kadar. Düşünen her insana bir kapı aralıyordu resmen. Unutamadığı koku ve her anında kokuyu araması farklı bir açıya sürüklüyordu.
Tesla ve Meryamın herşeyi tesadüf olarak algıladığı yerde bütün olaylar birbirinin parçasıydı. Kitabın sonuna kadar olayı gizlemesi ayrı bir yetenekti bence.
Beyinle ilgili verdiği bilgiler de ayrı tat veriyordu romana.
Daha çok yazılabilir ama okunması gerektiğini söyleyebilirim
Pia MaterSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 201919,1bin okunma