Şöyle düşünüyordum: "Varsın çirkin olsun yüzüm, ama kibar, anlamlı ve en önemlisi çok zeki olsun, yeter." Gelgelelim, elbette acı çekerek anlıyordum ki, bu erdemlerim yüzüme yansımamaktadır. Ama en korkunç olanı da, yüzümde aptal bir ifadenin olmasıydı. Oysa zeki görünmek yeterdi bana.
İşsiz güçsüzlükten canım sıkılıyor,uzun zamandır bir şey yaptığım yok. Yazmak da bir uğraş olacak benim için. Çalışmanın insanı iyi, dürüst yaptığını söylerler.En azından bu da bir olasılık.
Bugün kar yağıyor, neredeyse sarı, bulanık, sulusepken gibi bir kar.
Her insanın hatıraları arasında herkese anlatmadığı, yalnızca dostlarına açtığı şeyler vardır. Ama dostlarına bile açmadığı, yalnızca kendine açtığı şeyler de vardır. Nihayet bazı şeyler de vardır ki, kendine açmaya bile korkar onları. Aklı başında her insanın hatıraları arasında böyle oldukça çok şey vardır. Yani, öyle ki, ne kadar aklı başında bir insansa, bu çeşit hatıraları da o kadar çoktur.
Sırça köşkün yerinde bir kümes olsaydı ve yağmur yağsaydı, ıslanmamak için o kümese girseydim, gene de, beni yağmurdan koruduğu için minnettarlığımdan, kümesin bir sırça köşk olduğunu söylemezdim. Gülüyorsunuz, hatta bu durumda kümesle saray arasında fark olmadığını söylüyorsunuz. O zaman, "Evet", diye karşılık veririm size, "yaşamın amacı yalnızca ıslanmamak ise, haklısınız."