Bu kitabı ilk, lise 1 de sevdiğim bir hocamın elinde görmüştüm. Bizi boş bıraktığı zamanlar, çantasından çıkarır bu kitabı okurdu. Sanırım o zamanlar sadece YKY yayınlarına ait basımı vardı ve bu kitap ben burdayım diyen mavi rengiyle ve değişik ismiyle hem ilgimi çekmiş, hemde mühim bir kitap izlenimi vermişti. Hocama verdiğim değeri kitabına da mı aksettiriyordum, yoksa Raif'in kitapta "her defasında haklı çıkar" diye bahsettiği o ilk hissi bende bu kitap için mi hissetmiştim bilmiyorum. Ama o zamanlar alıp okumayı hiç düşünmedim çünkü hocamın yeni okuduğu bir kitabı ben o zaman alıp okusam anlayamam diye düşünmüştüm. Doğru düşünmüşüm. Eğer o zaman okusaydım sadece okumuş olacaktım. Sonrasında da etrafımda sık sık görmeye başlamam ve acaba abartılıyor mu? düşüncesi biraz ilgimi azalttı ve bu zamana kadar ertelemiş oldum. Ama geç kaldığımı düşünmüyorum hatta belki erken bile okudum ama en azından kitabın bana hissettirdikleriyle az çok doğru zamanı yakaladığımı düşünüyorum. Kitabın konusuna gelecek olursak:
(Tatkaçıran olabilir)
Biri, hayatın ve insanların çok içinde olduğu için, diğeri de büsbütün dışında kaldığı için yalnızlığa mahkum olmuş iki ruhun,tam birbirine kavuştular ve artık ikisi de özgür derken yeniden ama bu sefer müebbet bir yalnızlığa tutsak oluşunun hikayesi. Birbirlerine kavuşmadan önce, birisi yalnızlığını tabiatına mâl ederek, diğeri ise neredeyse bütün insanları aynı ve güvenilmez varlıklar zannederek, yanlız ve içlerinde büyük bir boşlukla da olsa yaşamışlardı. Maria Puder, kendisinde eksik olan şeyi Raif de bulmuş ama aynı şeyi Raif, Maria da kaybetmişti. Ve insanların en kıymetlisi dediği, Kürk Mantolu Madonnasına en büyük haksızlığı yapmıştı. Artık içindeki boşluk dolmak yerine daha da büyümüştü. Yalnızlığa, özgürlükten bihaberken tutsak