Bu yılın benim için ilk 10/10 kitabı.
Kurgu, karakterler, akış, çeviri; okumaya ilk başladığım andan itibaren hikaye beni yakaladı ve resmen okuduğum kısıtlı zamanı iple çektim.
Öncelikle spoiler vermeden hikayeden bahsetmek istiyorum; yazar dışlanmış olanların, dışlanmış olanlarla birbirlerine iyi gelebileceğini biraz muzip ama o muzipliğin altında hüzünlü bir dille çok iyi anlatmış.
Kötü ebeveyni olan bir insanın da iyi bir ebeveyn olmasının (Özellikle kendi ebeveyninin yaptıklarını yapmayarak) kuvvetle olası olabileceğini anlatıyor.
Hayattan bunalmış, hiçbir şey yapmaya hali olmayan, kronik depresyondan muzdarip Lillian’a Demirdağ kolejinde birlikte okuduğu en iyi arkadaşı (?!?) olsa da çok görüşmediği zengin kızı Madison’dan bir mektup gelir. Bu bir iş teklifidir. Yapmasını istediği şey, senatör olan kocasının önceki eşinden kalan ikizlerine yaz sonuna kadar bakmasıdır. Yalnız anneleri yeni ölmüş olan ikizlerin küçük bir sorunu vardır. Yüksek duygu durumlarında alev almaktadırlar.
Özellikle eğer okuma tıkanıklığı yaşadığınız bir dönemdeyseniz bu kitabı kesinlikle öneririm.
“Çocuklar mutluydu. Aralarına biri daha katılmıştı. Dünyayı yakmak istemiyorlardı. Yalnızca o dünyada daha az yalnızlık çekmek istiyorlardı.”
Sevgilerimle