Bazen aklına yeni bir şey gelmiyorsa belki de yazmamak gerekir.
Kitabı okurken aklıma ister istemez sevgili Tarık Akan’ın ‘Anne kafamda bit var’ isimli kitabı geldi çünkü benzer bir paralelde giden ama içerisine daha da süslenmesi için aşk eklenen bir kitap, Bekle beni. Kitabın başından sonuna kadar ne karakterler bana geçti, ne hikayeye adapte olabildim. Uzun uzun düşündüm Serenad’ın, Kardeşimin Hikayesi’nin, Huzursuzluk’un yazarı değil miydi bu adam diye. Aynı şeyi Ahmet Ümit’in son kitabında da söyledim, kabul edelim bazı yazarlar olmasa yayınevleri iflas ederlerdi muhtemelen ama o yazarların geniş bir okuyucu kitlesi olduğu için sırf her sene bir kitap çıkarmaları gerekli midir? Diyelim ki bu kitabı Zülfü Livaneli değil de daha önce kitap çıkarmamış birisi yayınevine göndermiş olsaydı, editör bu kitabı basar mıydı? Bu arada yanlış anlaşılmasın. Çok severim Zülfü Livaneli’nin kalemini ama bu kitaba olmuş demek bir çok insana saygısızlık olur muhtemelen.
Sevgiler…