Kitap enteresandı. Mitolojiyle bugünü buluşturma fikrini sevdim ve ilginç buldum ama mitolojik tarafı beni hikâyenin biraz dışında bıraktı. Eskiden mitolojik öyküleri çok severdim; tanrılar, yeraltı yolculukları, efsaneler büyüleyici gelirdi.
Artık beni etkileyen şey, içinde “olma ihtimali” taşıyan, yaşanmış ya da yaşanabilir hikâyeler. Gerçek duygulara, sevinçlere, kırılganlıklara daha yakınım sanırım. Louis’in geçmişe tutunuş şekli bu yüzden bana biraz uzak geldi.
Louis bir bit pazarında eski bir telefon alır. Eski bir numarayı çevirir ve hattın ucunda ölmüş babasının sesini duyar. O andan sonra sıradan dünya çözülür; mitoloji, hafıza ve rüya birbirine karışır.
Metzger’in Orpheus’u, antik mitin bugünkü hâli: Orpheus artık lir çalmıyor, bir telefonun başında geçmişi dinliyor. Ama hikaye aynı. Sevdiğini geri isteyen bir insan.
Geçmişle yaşamayı hiç sevmem, çünkü bunun beni aşırı mutsuz ettiğini biliyorum. Eski eşyaları ya da antikaları da sevemem; o yaşanmışlık hissi, hatta onları kullanan kişinin enerjisinin bana geçeceğine inanırım. Çünkü eşyaların hafızayı taşıdığına inanıyorum. Ya o enerji çok negatifse? O zaman ne yaparım? Bu düşünce bile beni aşağı çekiyor.
Belki çoğuna saçma gelebilir ama ben böyle hissediyorum. Her şeyin bir zamanı olduğuna ve o zamanı geçtiğinde, şeyleri oldukları yerde bırakmak gerektiğine inanıyorum. Elbette ölüm ve kayıplar bambaşka ama onların peşine düşersek, kendimizi kaybetme riski taşıyoruz. Tıpkı Louis gibi. Ardımıza bakarsak, o tek bakışla yenilebiliriz.
Modern insanın anlam, arayış ve özlem temalarını mitolojiyle harmanlayan Metzger, özellikle mitoloji severlerin bayılarak okuyacağı bir kitap yazmış. Dili sade, kısacık bir kitap ama mitolojik göndermeler olduğu için katmanlı, akıcı ama düşündürücü bir metin. Çeviri mükemmeldi,
Éric Metzger’in Orpheus’unda birbiriyle örüntülü iki hikâye var.
Bir yanda modern bir adam: Louis.
Bir gün bir bit pazarında, sırf can sıkıntısından eski bir telefon alıyor. Satıcı “çalışıyor” diye güvence verince denemek istiyor — sadece bir deneme.
Ezbere bildiği tek numarayı çeviriyor: babasının numarasını.
Ama o da ne? Evet, bir ses duyuyor:
Yıllar önce kaybettiği babasının sesini.
Önce hayal mi görüyorum, çok mu içtim, diye düşünüyor. Anlatıyor, kimse inanmıyor tabii; ama o andan sonra da hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.
Louis, o telefonun ucunda babasıyla, geçmişle konuşmaya başlıyor. Kaçmak istiyor; ama yapamıyor.
Her arayışında biraz daha kayboluyor.
Babasıyla konuşurken onu kalp krizi konusunda uyarmaya çalışıyor: “Dikkat et,” diyor, “9 Nisan akşamı kalbin…” duracak demek istiyor.
Ama kader bu, değişir mi ki?
Louis, o günle birlikte hem geçmişiyle hem kendi ömrüyle yüzleşiyor.
Diğer hikâyede ise Orpheus var.
Eurydike’sini bulmak için ölüler ülkesine inmeyi göze alan o şair…
Biz de ona eşlik ediyoruz; Beatrice gibi, Dante’nin katmanlarında geziyoruz.
Bir yanda mitoloji, bir yanda modern dünya olsa da değişmeyen tek bir şey var: arayış.
İnsan hep bir “şey”i arıyor aslında.
Bazen bir kitap sayfasında, bazen bir notada, bir fırça darbesinde, ya da bir sonbahar yaprağında bulmak istiyor aradığını.
Buluyor da bazen ama fazla bakınca… fazla sahiplenince… tıpkı Eurydike gibi, o da kayboluyor.
Kitabı bu kadar bu kadar çok sevmemin nedeni fotoğrafımda gizli:
Éric Metzger’in Orpheus’u, kadim mite yaslanan ama modern yalnızlığa seslenen bir roman.
Orpheus bu kez lir değil, bitpazarından alınmış eski bir telefon taşıyor yanında. Louis’in ölmüş babasına ulaşmasıyla başlayan hikâye, daha en baştan gerçekle hayalin sınırlarını siliyor.
Eurydike artık bir kişiden çok bir özlem; Orpheus’un yolculuğu ise bir kavuşmadan çok arayışın kendisi.
Metzger bize şunu hatırlatıyor:
“Cehennem yeraltında değil; modern insanın içinde.”
Trajedi yine aynı soruda saklı:
İnsan kaybetmeyi bile bile neden dönüp bakar?
Ayrıca çevirisi için İpek Ortaer Montanari'ye de teşekkür etmek isterim.Metnin akıcılığını ve atmosferini çok iyi taşımış.
Melankolik, karanlık ve etkileyici bir metin.Modern zamanların Orpheus’u ile tanışmak isteyenlere…
OrpheusÉric Metzger · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025130 okunma
Yunan mitolojisi ile günümüzde yaşayan birini anlatmak tamam farklı bir şey fakat aşırı derecede sıkıcı karmaşık hale getirmiş kitabı telefon ile ölmüş babasını araması dışında bence kitapta hiçbir şey yok,yok sa orpheus ile vergilus gezmiş çok ilgimi çekmiyor sadece mitoloji ile ilginçlik katmaya çalışmış oda sıkıcı bir hal almış. Orpheus
“İnsan bazen kaybettiğini geri almak istemez;
sadece onu kaybetmemiş olduğu bir ihtimali yaşamak ister.”
Mitolojik Orpheus anlatısının izlerini taşısa da, bu eser klasik bir yeniden anlatımdan çok daha fazlası. Orpheus’un sevdiği kadını geri getirmek için yeraltına inişi, burada yalnızca fiziksel bir yolculuk değil; insanın kendi karanlığına, korkularına ve zaaflarına yaptığı bir iniş olarak yeniden anlam kazanıyor.
Yazarın dili sade ama etkisi derin. Cümleler süslü değil; ama tam da bu yüzden, okurun içine doğrudan işliyor. Özellikle karakterin iç çatışmalarının veriliş biçimi, insanı rahatsız edecek kadar gerçek.
Orpheus, bitirdiğinizde sizi rahatlatan değil, içinizde bir şeyleri yerinden oynatan bir kitap.
Ve bazı kitaplar vardır, sizi mutlu etmez—ama sizi değiştirir.
Bu da onlardan biri.
OrpheusÉric Metzger · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025130 okunma
2017'de Académie Française Mauriac Ödülü'nü kazanan Éric Metzger, Orpheus'la mitolojiyi günümüze taşırken, modern insanın çıkışsızlığına dair özgün ve capcanlı bir romana imza atıyor.
"Başına ne geldi senin?"
"Hayat!"
"Onu sevdiğini söyle, bu önemli. Yoksa bir gün pişman olursun."
" Herhangi birine öylece seni seviyorum diyemezsin, bu acımasızlık... Bu sözün bir anlamı var, farkındasın değil mi?"
#éricmetzger kaleminden #orpheus 'u #ipekortaermonyanari çevirisiyle geçtiğimiz günlerde okudum ki #kitap henüz çok yeni.
Beğeniyle takip ettiğim #çağdaşdünyaedebiyatıdizsi editörü @margosan o halde. Ankara'da Bahçeli'ye İstanbul'da ise Kadıköy'e gitme motivasyonum oluyor bu dizi resmen.
Orpheus 103 sayfa ve aldığım gibi okudum elbette birkaç bardak #çay eşliğinde...
Kitabı bana iki kelime ile anlat deseniz yanlızlık ve arayış derdim kesinlikle ki en sevdiğim
Kitap boyunca ilerleyen iki hikâyede de zihnimi meşgul eden bu iki temaydı.
Antikacıları gezer misiniz bilmem ama ben çok gezer ve incelerim eski eşyaları. Onların farklı enerjiler taşıdığını düşünürüm ve zaman zaman da ürkerim aslında.
Louis eski bir telefon alır ve zihninde saklı olan numarayı aradığında yıllar önce ölen babasının sesini duyar. Muhtemelen evde olsam kitaba ara vererek kendimi anksiyeteye teslim ederdim ama yapamadım orduevinde okudum kitabı: )
Geçmişi degistirmeyi hangimiz istemeyiz ki?
Eve gelerek sakladığım eski telefonu fişe takmak istedim zira...Onu geçtim zihnimden silemediğim bazı numaraları aramak istedim... Sahi #ölüm
sesleri de alıp götürüyordu değil mi? Ya zihnimdeki ses... O ne zaman gidecek? Hani iyi olacaktım hani geçecekti falan filan ..
Bir de Orpheus var hayatının aşkı Eurydike'yi arayan...
Obsesyonlar cehennemi gibi bir evrende hissettim kitabı okurken. Tam da günümüzdeki insan ilişkileri gibi aslında...
Herkesin özlemi farklı...
Sevdim!
OrpheusÉric Metzger · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025130 okunma
Bu kitap benim ruhuma dokundu. Mitolojinin modern zamanlara uyarlanışına bayıldım. Bir yanda bir aşk hikayesi diğer yanda da kayıp, pişmanlık, arayış hikayesi, ikisi birbiriyle öyle güzel absürt bir mizah ile harmanlanmış ki ama aynı zamanda da üzücü. Kitabı okurken duygudan duyguya savruldum, ben kitabı çok sevdim, ruhuma çok iyi geldi.
~ non tua, palmas.
OrpheusÉric Metzger · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025130 okunma
Louis'in bir antikacıdan aldığı eski telefonu evine getirip kurması ile başlıyor hikayemiz. Sadece anlamsız bir deneme yaparak küçük bir çocukken yaşadığı evin numarasını tuşluyor ve karşısında yıllar önce ölen babasını buluyor.
Hikaye bu kısa girişle başlayıp karmaşık, gerçekle hayalin birbirine geçtiği bir hal alıyor.
Bir yandan Louis'in bu telefon görüşmelerine kendini kaptırması ile hayatın akışından kopuşunu, diğer yandan günümüze uyarlanmış mitolojik kahraman Orpheus'un gece oldu mu bardan bara gezip hayatının aşkı Eurydike'sini aramasını okuyoruz.
Faklı bir kurgu ile gün geçtikçe kalabalıklar içinde yalnızlaşma temasının da alt metinlerde işlendiğini bir kitap. Açıkçası benim çok etkilendiğini bir metin olmadı. Hikayenin mitolojik kısımları beni içine çekemedi maalesef.
İpek Ortaer Montanari'nin akıcı çevirisi ile kolay okunan kısacık kitap sayesinde Fransa'nın parlayan genç yazarları arasında gösterilen Eric Metzger'in kalemi ile tanıştım
OrpheusÉric Metzger · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025130 okunma
Değişik bir konu ;sevdim.Geçmişte kalan babaya ulaşmaya çalışan bir genç adam bu hikayeye paralel ilerleyen mitolojik bir hikaye ki o da sevdiği kadına ulaşmaya çalışıyor .Ben severek okudum
OrpheusÉric Metzger · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025130 okunma
Éric Metzger, 1984 yılında doğdu. Edebiyat okuduğu Sorbonne Üniversitesi’nden 2007’de yüksek lisans dercesiyle mezun oldu. Canal+’da yayınlanan “Le Petit Journal” programının yazarları arasında yer aldı. İlk romanı La Nuit des Trente 2015’te Gallimard tarafından yayımlandı. Bunu 2017’de Académie Française François Mauriac Ödülü’nü kazanan Adolphe a Disparu izledi. Aralarında Orpheus (Les Orphée-2018) La Citadelle (2019) ve Les Écailles de L’amer Léthé (2022) de bulunan romanın yazarıdır.