Adelaide enteresan bir kitap. İnsanın bir yanı nefret ederken, diğer yanı karakter buna daha ne kadar dayanabilecek diyerek devam ediyor. Kitabın anlatımı genel olarak iyi, popüler kültür referansları dönem ve insan açısından gayet başarılı. Sadece anlatım içerisinde yazardan spoiler almak bir yerden sonra sonraki bölümler için merakı kaybettirebiliyor. Yani elbette tatlı bir yanı var ama her bölüm. “Bana haber ver.” dedi Adelaide, haber alamayacaktı. Gibi cümleler yani haber alamadığını acaba okuyarak mı öğrensem diye düşündürüyor ki, bu herkeste değişebilir. Nazilik yapmayacağım
Karakterler herkesin empati duyabileceği karakterler değil. Benim Adelaide ile empati kurmamın en büyük sebebi; çok yakın, sevdiğim bir arkadaşımın aşırı benzer bir ilişkiyi yaşamış olması ve benim buna birebir şahit olmam ya da, kendimin zamanında Rory Hughes ile benzer bencillikleri yapmış olmam (bencillik dememin sebebi; karakter aşırı narsist, o kadar ileride olamayacağım için bu şekilde bahsetmek daha doğru olacak diye düşünüyorum.) ya da zaman zaman geçmişe çok fazla birey üzerinden olmasa da kendim üzerinden takılı kalmam. Bu da benim geçmişime dair özeleştirim olsun. Ama dediğim gibi herkesin empati kurabilmesini asla beklemiyorum.
Son olarak, tetiklenebileceğinizi düşünüyorsanız okumayın çünkü Adelaide tatlış bir kitap değil, daha çok karakterlere saydırmanızı sağlayabilecek bir kitap. Tabii “arkadaşlar iyidir.” mottosunu dibine kadar da veren bir hikaye.
Sevgiler