Gökboet filminde Jack Nicholson’a bir iyilikte bulunuyordu arkadaşı. Ben de yaşlı adama iyilik mi yapacaktım? Yoksa korkular ve ölüm acısıyla boğuşmasını izlemek daha mı zevkliydi? Neyse, bütün bunları düşünecek ve karar verecek zamanım vardı. Adam benim elimdeydi nasıl olsa, savunmasızdı. Ne istersem yapabilirdim ona. Luis Buñuel’in Endülüs Köpeği’ndeki gibi, gözünden ustura bile geçirebilirdim.