Sorarlarsa, "Ne iş yaptın bu dünyada?" diye, rahatça verebilirim yanıtını:
"Yalnız kaldım. Kalabildim! Altı milyarın arasına doğdum. Ve hiçbirine çarpmadan geçtim aralarından..."
İnsan nasıl olsa öleceğine göre, bir şeyler yapmak daha iyi olur. Ölüm boş bir şey, ölümü beklemek, oturup beklemek, boş bir iş. Ölüme karşı çarpışmak gerek. Ölüm, ancak, gelip tepene dikildiği, seni, gözünün yaşına bakmadan yanına alıp götürdüğü anda, onu kabul etmelisin.
Galya halkı ökseotuna hayrandı. Druidler'in tapınım alanları meşe ağaçları ve kutsal koruluklar idi. Özellikle üstünde ökseotu yetişen meşe ağaçları daha da önemliydi. Meşe yaprakları olmadan kurban ayinlerini icra etmezler; zaten Yunanlar bu yüzden onlara Druid (Yunaca Drys/ meşe) ismini takmış olmaları gerek. Bu ağaçlarda yetişen her şeyin gökten gönderildiğine ve tanrının bu ağaçları bizzat seçtiğine dair bir işaret olduğuna içtenlikle inanırlardı. Ökseotu kendi dillerinde "her şeyin şifacısı" anlamına gelir.
Galya halkının tamamı dini görevlerine çok bağlıdır. Bu nedenle ağır hastalar ya da savaşta büyük tehlikeye düşenler kurban olarak insan keserler ya da keseceklerine dair yemin ederler. Bir insanın hayatına karşılık bir başka insanın hayatı feda edilmezse, ölümsüz tanrıların kızgınlığının yatışmayacağına inanırlar.
Zeus, Prometheus'un onlar için ateşi çalmasından sonra insanları da cezalandırmak istedi, bu yüzden de Pandora adında çok güzel ve ölümlü bir kadın yarattı. Pandora Prometheus'un ağabeyi Epimethus'la evlendi ve Epimetheus onu dünyaya götürdü. Tanrılar ona çömlekte sakladığı pek çok armağan verdiler. Pandora'nın felaketler ve salgın hastalıklarla dolu çömleği açmasıyla birlikte insanlık sefalet dolu bir hayata mahkum oldu. Çömlekteki tek pozitif şey, insan ırkının tek teselli kaynağı olacak olan umuttu.