Biliyorum, yalnız değilim. çok sayıda genç, yaşlı, okumuş, okumamış insan böyle düşünüyor. gerçekleri çarpıtmaksızın, cesaretle ve apaçık görüyor, kaygı duyuyor. para, ün ve iktidar hırsının gözleri bürüdüğü, ortaçağ karanlığının her gün biraz daha koyulaştığı, köylerin, kasabaların, kentlerin, etnik boğuşmalarla kan gölüne döndürüldüğü, gerçeğin mafya liderlerinden sorulduğu, hapishanelerde yazarların bilim adamlarının çürütüldüğü, devletin ve halkın iliklerine kadar soyulduğu, soygunun soyana kâr kaldığı... eğitimin ve öğretimin şeriatçılara teslim edildiği, politikacıların çoğunun iktidar labirentlerinde kaybolduğu ya da çıkar peşine düştüğü, erdemin, dürüstlüğün, onurun unutulduğu, kültürün kültürfizikle karıştırıldığı bu şiddet, soygun ve ikiyüzlülük toplumunda birçok kişi, tıpkı benim gibi, herkesin 'şıkıdım şıkıdım' oynamadığının farkında. ama acaba reklam rekabeti, ün ve çıkar hırsıyla gözleri kararmış olanlar yeterince farkında mı? böyle bir toplumda 'kültür'ün yeri ne
Onat Kutlar