Okuduğum kalın kitaplardan sonra kısa olmasına aldanıp elime aldığım bu kitabın içeriği çok ağırdı. Psikolojik derinliği, alt metni ve dönemi yansıtma gücü çok yüksekti.
Anlatıcının hastalığından çok kademe kademe anlattığı psikolojik çöküntüsü beni daha çok etkiledi. Annesine hastalığını yansıtmamaya çalışması. Nüzhet’e karşı duyduğu aşk, hastalığından dolayı sevilmeye bile layık olmadığını düşünmesi, o kırılgan gururu… Bazı kısımları boğazınızda bir yumru ile okuyorsunuz.
Peyami Safa o kadar gerçekçi ve objektif yazmış ki. Hayat adil değil mesajını çok iyi vermiş. Evet anlatıcımız çektiği acılar ile daha derin görüyor ama bu ona bir ödül kazandırmıyor. Hayatta her şey istediğimiz gibi olmuyor. Etrafımızdaki insanlar bizim istediğimiz gibi şekillenmiyor. Hayatımda okuduğum en dürüst hikayeydi diyebilirim. Aslında tam olması gereken yerde bitmiş ama devamında ne olduğunu bir süre düşünüp duracağım sanırım…
Son not. Bu odada başkaları inleyecekler. Onları şimdiden gayet iyi tanıyorum. Üstümden çıkarıp yatağa attığım robdöşambr içinde, ebediyen aynı insan bulunacak: Hasta.