Emre

Haini ne kadar çok mahkûm edersek, biz de o kadar dogmatikleşiyoruz. Gitgide daha az sorguluyoruz, gitgide daha totaliter oluyoruz ve sonunda hiçbir şey anlamaz hale geliyoruz. Belli bir tarafı tutup onu doğruladıkça kendimizi daha güçlü ve gururlu hissediyoruz
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bütün büyük devrimler, azınlıkların devrimleridir. Hepsi de azınlığın eylemiyle mümkün olabilmiş ve gerçekleştirilmiştir. Çoğunluk, ancak olay gerçekleştikten sonra bu çok köklü tarihi değişikliklere uymuş ve onları desteklemiştir.
Özgür yaşamak, bilinmeyene yolculuk yapmak demektir
Farklı kulüplere, politik partilere, ırklara, dinlere, ülkelere, görüşlere ait olan kişiler, bir araya geldikleri ender durumlarda, insanlık ailesine ait olduklarını iddia etmek gibi tipik bir eğilim gösterirler. Farklılıklarından pek söz etmeyerek, birliklerini vurgularlar. “Kendimiz gibi” olanlarla bir araya geldiğimizde ise, ötekilere ilişkin tartışmalar yine, kendi kategorimize, aidiyetimiz temeline dayandırılır. Yani, yine ötekilerle aramızdaki farklılıklar temeli üzerine kenetleniriz. “Biz erkekler”, “biz kadınlar”, “biz siyahlar”, “biz entelektüeller”, “biz Amerikalılar” diye konuşuruz sık sık. “Biz” dendiğinde bununla herkesin kastedildiği (yani “biz, tüm yaşayan varlıklar”, “biz insanlar”, “biz, evren”) pek nadirdir. Seçmek suretiyle, BİZ'i, birçok “biz”lere bölüyoruz. Her şeyi kapsayacak anlamda bir sözcük olduğu halde, biz, genellikle dışlama belirtmek için kullanılır. Biz gerçekte “BİZ” anlamına gelmediği zaman biz anlamına geliyor.
Her seçtiğimiz tarafla, öteki seçeneklere kapılarımızı kapatıyoruz