Büyülü gerçekliği insanın iliklerine kadar hissettiren bir kitap Heba. Üfleyince duman gibi dağılıp havaya karışacakmış gibi geliyor insana. Üzülüyor okuyan. Sonra gülümsetiyor kitap ve yine üzüyor. Samimiyeti büyüsüne karıştırarak, okuyanı da kendi dünyasından bir dumana dönüştürüyor.
Kayar gibi ilerleyen bir akış ve cevaplanacak sorular bekliyor bizi. Cevaplardan hoşlanacak mıyız.
HebaHasan Ali Toptaş
Mizahı ironiye döndürüp gülümsetiyor bizi yazar. Karakterler ev ahalisindenmiş gibi gelip oturuyor salona, sayfaları çevirdikçe bir samimi muhabbettir başlıyor. Bu misafirlerin hepsinde anlatmaya değer öyküler var ucu bize dokunan.
Palas PandırasHande Aydın
İnsanın içindeki karanlık tarafı, farklı aynalarla ne güzel yansıtıyor, gösteriyor. Her aynanın bir tarafı cinnete bakıyor. Yaşamak ve bir şeylerin farkına varmak acı verici. Düşünmek ve hissetmek de. Kitap, kaçtığımız her düşünceyi duvar gibi koyuyor önümüze. Her duvar bir perdenin arkasında, perdeleri kaldırıyor gözümüzden. Kaçmaya çalışırken duvarlara tosladıkça canımız yanıyor, acıyı öğreniyoruz. Olduğumuz yerde durup içeriye doğru bir göz geliştirip bakana kadar devam ediyor bu. Herkes kendi içindekini kabul etsin yeter diyor yazar. Eyvallah diyoruz içimizdeki hayvanla beraber gürültüyle.
Her öykü hayatın içinde başlayıp başka geçitlerden fantastik bir dünyaya açılıyor. Sonları hiç de beklenildiği gibi olmuyor, hep hazırlıksız yakalanıyoruz. Kısacık öyküler bir türlü bitmeyen romanlara dönüşüyor zihnimizde. Hangi sonu düşünsek yakıştıramıyoruz, kapılar hep açık kalıyor. Selman NurilerDünyanın Kemikleri