Türk Edebiyatının en iyi tarihi roman yazarı kuşkusuz Kemal Tahir’dir. Tarihimizde, roman konusu yapılacak sayısız malzeme olmasına karşın, romancılarımız bu alana yeterince girmemiştir. Tarihi roman yazmak zordur. Tarihi vakayı bilmeniz yetmez. Zira konu edindiğiniz dönemle hesaplaşmanız, kuru bir tarih anlatısı değil de olaydan sosyolojik bir pencere sunmanız gerekir. Romanı, haklıyı haksızı ayırmak hele de bir tarafı tutup diğer tarafı tepelemek için değil, meseleyi etraflıca ele alıp, tarafların davranışındaki arka planı, psikolojik gerekçeleri çözümlemeniz gerekir. Bu bağlamda baktığımızda, edebiyatımızda ne yazık ki nitelikli tarihi romanlara rastlamak hayli güçtür. Kemal TAHİR, bu kısır alanda bir vaha sayılabilecek eserler vermiştir. Üstelik en çetrefilli dönemleri, üstüne konuşulmaktan bile çekinilen öyle can yakıcı konuları bir cerrah inceliğiyle ve bir filozof bilgeliğiyle öyle ustaca işlemiş ki hayran olmamak elde değil.
Yine Türk Edebiyatının en iyi diyalog yazarı benim nazarımda Kemal TAHİR’dir. Karakterleri belli bir düzen içinde sayfalarca o kadar ustaca konuşturur ki sayfalar bitmesin istersiniz. Eski İstanbul’daki kopukları, külhanbeylerini, batakçıları hâsılı sokak taifesinin diline onlardan biriymişçesine hâkimdir.
Romanlarındaki şahıs kadrosu adeta satranç tahtası gibidir. Her karakter net olarak tanımlanmış, romandaki görevi, yetkinliği apaçık bellidir.
Yorgun Savaşçı romanı, içeriğiyle ismi en çok uyuşan romanlardan birisidir. Yazar, romanda, önce Trablusgarp’ta sonra Balkanlar’da en sonunda da 1. Dünya savaşında mücadele etmiş, on yıldır cepheden cepheye koşan Türk halkının, yeni bir mücadele başlatmak isteyen Millicilere karşı tutumunu sorgulamış. Romanın geçtiği tarihler mütarekeyle Anzavur isyanı arasında geçen süredir. Daha önce Yol Ayrımı