NBA’i takip edenler geçen yılın doğu konferansı yarı finalleri 7. Maçını hatırlayacaktır. Toronto- Philedelphia arasında oynanacak 7. maç 3-3 devam eden serinin son maçıydı ve kazanan finale çıkacaktı. Maçın son 4 saniyesine 90- 90 berabere girildi. Son 4 saniyede Torontolu oyuncu Leonard, zor pozisyonda topu aldı; rakiplerini geçerek sağ köşeye gitti, son salisede topu potaya gönderdi. Maçı takip eden herkes nefesini tutmuş beklerken top çemberde beş kez sektikten sonra potaya girdi ve Toronto maçı da seriyi de kazanmış oldu. Spor alanında izlediğim filmlerde, kurgunun hiç bu kadar doğal, zekice tasarlandığını; finalinse çarpıcı, fantastik olduğunu görmedim. Bu örnekten varmak istediğim sonuca gelince: kurmaca eserler ne kadar keyfi, fantastik, olağandışı olursa olsun asla gerçekler kadar şaşırtıcı olamaz. Tarihte öyle olaylar vardır ki değme yazarların yarattıkları evrenlerden daha uçuk da kestirilemezdir. Misalen bir savaşta aynı orduya mensup iki ordunun –yanlışlıkla da olsa- birbirleriyle savaşa tutuşması, birbirlerine ağır zayiatlar vermesi hangi romancının hangi sinema yönetmenin muhayyilesi dairesindedir. Gerçekler bazen insanın hayal gücünü dahi zorlayacak şekilde tecelli etmektedir. İttihat ve Terakki cemiyetini incelediğinizde de hayal mahsulü bir kurmaca olamayacak kadar gerçek üstü olduğunu görebiliriz. Elbette İTC tarihsel bir vakadır ve bu gözle incelenmelidir. Ama iyi bir roman okumak isteyenlerin de bu ihtiyaçları için İTC tarihini okumaları kafidir diye düşünüyorum.
İttihat ve Terakki “ Osmanlının en uzun yüzyılı” sayılan, kurmaca eserlere taş çıkarak derecede absürt bir dönemin sonunda – 1889- Askeri Tıbbiye öğrencileri tarafından kurulmuş İttihad- ı Osmani cemiyetinden doğmuştur. Cemiyet, Sultan II. Abdülhamit’in ortadan kaldırdığı Meşrutiyeti