Ağustos Böcekleri ve Karıncalar’la ilgili ilk
sormak istediğim; filminiz Altın Koza’da yarıştı. İlk
olarak Altın Koza’yı tercih etmenizin sebebi nedir?
Şöyle cevap verebilirim: Bağımsız bir sinemacı
olarak yapmam gereken filmimi olabildiğince seyirciyle
buluşturma çalışmak. Filmimde mesleki disiplini en üst
düzeyde ve televizyon izleyicilerinin yakından tanıdığı çok
iyi oyuncularla çalıştım. Gün Koper, Bennu Yıldırımlar,
Erdem Akakçe, Yücel Erten, Özer Arslan ve Gözde
Kocaoğlu Yağmur akılda kalıcı, sağlam performanslar ortaya
koydular. Bu nedenle de filmimin izleyici ile buluşmasını
ayrıca çok önemsiyordum. Adana Film Festivali’ni tercih
etmemin sebebi Yılmaz Güney sevgime dayanıyor. Hep bir
172
film çekeyim ve Altın Koza’da gösterilsin isterdim çünkü
Altın Koza’nın ülkemizdeki festivaller içinde en adaletli
ve duruşu olan festivallerden biri olduğunu düşünüyorum.
Yapımcım İlker Avcı ve benim bu süreçte birincil amacımız,
filmimizin seçki içinde yer alıp izleyiciyle buluşmasıydı,
öyle de oldu. Filmimizin Dünya ve Türkiye prömiyeri Adana
Film Festivali’nde gerçekleştirildi. Bir sonraki durağımız
da 5. Uluslararası Van Gölü Film Festivali. Van’da ‘her şeye
rağmen’ bir film festivali gerçekleştiriliyor. Biz de her şeye
rağmen film yapan bir ekibiz. O zaman, filmimizi elbette
Van’a ve ‘her şeye rağmen’ gerçekleşen film festivallerine
yollamakla yükümlüyüz
KEMAL
Dinlemiyor çünkü. Dinler gibi
gözükür ama o esnada yeni kuracağı
cümleleri düşünür. Onunla iletişim
kurmaya çalışmak gerçekten zor.
Sürekli akan bir suyla konuşmak gibi.
Erhan Tuncer - Ağustos Böcekleri ve Karıncalar- sayfa - 23
Titanic Yayınları
Unutmayalım ki dünya bir aynadır. İnsanlar bir aynadır.
Eğer siz karamsar, kötümser, depresif iseniz çevrenizdeki
kedileri, köpekleri, ağaçları da öyle algılarsınız. Dertliyseniz,
üzüntülüyseniz; bulutlar ağlar, kuşlar ağlar, ağaçlar ağlar.
Ama mutluysanız; güneş güler, kuşlar şarkı söyler, ağaçlar
tebessüm eder. İçinizin nasıl olduğunu öğrenmek istiyorsanız
dışınızdaki dünyayı nasıl algıladığınıza bakın.
dr.com.tr/Kitap/Icime-Oku...
Güzel bir söz var. “Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayatından lezzet alır.”
Bunun için bakış açımızı pozitife odaklamamız gerekiyor. Panikatak vakaları genel itibari ile karamsardır.
Hayatı hep karamsar olarak algılarlar. Yarısı dolu bardağın boş tarafına bakarlar. Hayatta değeri olan şeyler aslında küçük şeylerdir. Ayrıntıda gizlidirler.
İş yerinde beraber çalıştığınız arkadaşlarınızın hep olumsuz yönlerini görüyorsanız elinize bir kalem kâğıt alınız.
Aile fertlerinizi, arkadaşlarınızı, iş arkadaşlarınızı analiz edeceğiz. Her bir ferdi ayrı ayrı analiz edelim. Sayfaya o kişinin adını yazınız.
Sayfayı ikiye bölecek şekilde kalemle çiziniz. Sağ tarafa o kişinin olumlu özelliklerini, sol tarafa ise olumsuz özelliklerini yazınız.
Size göre kötü olan birisinin iyi yanlarının da olduğunu göreceksiniz.
Beynimizi hep kötü yönleri görmeye göre şartlandırmışsak beyin olayların hep kötü yönüne odaklanır.
O zaman da hayat çekilmez hâle gelir.
Mevlana Konya’nın sokaklarında öğrencileri ile bir yere gidiyor.
Boş bir arsadaki köpek leşini gösteren öğrencileri: “Efendim şu köpek leşi ne kadar iğrenç, değil mi?” derler.
Mevlana: “Ne kadar güzel dişleri var. İnci gibi dizilmişler,” der. Marifet leşte dahi bir güzel vasıf görebilmekte..
Hayrettin Şahin-Reyhan Erdoğan
Panik atak dört ayaklı bir fildir.
Alfa psikoloji yayınları
Seminerlerimde merak ettiğim için sorarım. “Hayatında ben yapamam, ben başaramam, benden adam olmaz, diye düşünmeyen birisi var mı?” derim. Binlerce insandan birkaç tanesinin eli kalkar. Onlar da iyi rol yapan kişilerdir.
Bu ülkede yaşıyorsanız negatif düşünmeden yetişmezsiniz. Ama çevremizde genel itibariyle negatif telkinler alıyoruz.
Allah aşkına haberlere bakın. Bir tane pozitif haber var mı? Hepsi negatif haber.
Biz negatif bir toplumuz. “Ahmet nasıl bir insan?” “Haaa, Ahmet mi? Yalan söylemez. Alkolü, içkisi yoktur. Karı kız ayağı yoktur. Hırsızlık yapmaz. Gece hayatı yoktur,” diyorsunuz. Güya Ahmet’i övüyorsunuz, ama Ahmet’le ilgili kavramların hepsi negatif. Mesela, “Yalan söylemez,” diyorsunuz. Niye “yalan söylemez” yerine, “Ahmet doğru bir adamdır. Aile yaşantısına bağlıdır. İşlerinde dürüsttür,” demiyorsunuz da; “Yalan söylemez, hırsızlık yapmaz,” diyorsunuz?
Pozitif sıfatları dahi negatif kavramlarla ifade ediyoruz. Bizim toplum olarak çevremizde katiller çok. Okulda hocadır katil, askerde komutandır. Evde anne, babadır. Mahallede komşulardır katil. Nasıl katil? Düşünce katilidir bunlar. ..
Reyhan Erdoğan -Hayrettin Şahin
Kekemelik ve 5 boyut terapisi
Alfa psikoloji yayınları. ..