Reyyan

Reyyan
@Reyyanece
DESCARTES'IN FELSEFESİNDE ZIHIN VE BEDENİN İRTİBATI
Zihin ve bedenin irtibatı, düalist metafizikler nezdinde çözülmesi neredeyse imkansız bir meseledir ki bu oldukça normal karşılanabilir çünkü düşündüğümüz konuda irtibatı sağlandığı düşünülen iki varlıktan biri gayrimaddi bir cevherden mürekkep zihin, diğeri de maddi bir cevherden müteşekkil beden. Descartes de modern felsefenin babalarından biri sayılır ve dualist bir anlayışa sahiptir. Bu ne demek? O, zihni (ruh) ve bedeni (madde) birbirinden farklı, iki ayrı töz olarak görür. Zihin: Düşünür, hisseder, farkındadır. Ama yer kaplamaz. Beden: Maddeseldir, uzamlıdır, yer kaplar ama düşünemez. Şimdi gelelim asıl meseleye… "İyi de, bu iki ayrı şey nasıl iletişim kuruyor?" İşte burada Descartes şöyle bir soru sorar (ve herkes de yıllarca bunu tartışır zaten): “Eğer ruh düşünceyle, beden uzamla ilgileniyorsa… Bu ikisi birbirine nasıl etki eder?” Descartes de zihin ile bedenin irtibata geçtiği noktanın epifiz bezi oldugunu düşünür. Bu bezi neden seçti dersiniz? Epifiz bezi, beyinde tek olan nadir yapılardan biridir. (Diğer yapılar genellikle çift: sağ ve sol lob gibi.) Descartes’a göre “tek bir ruh”un “tek bir yer”le ilişki kurması gerekiyordu. Beynin geri kalanı çift olduğu için bu ona uygun değildi. Epifiz bezi, beynin ortasında, iki yarımküre arasında, küçük bir yapı. Descartes, ruhun burada bedenle etkileşime geçtiğini düşündü. Bugün biliyoruz ki epifiz bezi aslında melatonin hormonu üretir ve uyku-uyanıklık döngüsünü düzenler. Yani Descartes’in düşündüğü gibi zihinsel kararların merkezi değil. Ama onun amacı bir yer göstermekti, çünkü zihinsel ve bedensel olaylar arasındaki sebep-sonuç ilişkisini açıklamak istiyordu. Onun bu çabası, zihin-beden problemini gündeme taşıyarak çağlar boyunca felsefi tartışmaları tetikledi. Sizce de enteresan bir düşünce yapısı
Felsefe
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gerçek bir "Potterhead" olmak asil bir iştir. Gelip geçen herkes ben Potterhead'im diyor. Soruyorum kitabı okumuş mu, filmi izlemiş mi diye ve hayır diyor. Vakit olmadı diyor. Vakit yoksa Potterhead de yok! Altın üçlüyü ayıranlar var yaa...
Unutma
Benimle cennete ya da cehenneme girmeyecekseniz günah ve sevaplarım kimseyi ilgilendirmez.
Edebiyat
Varmı aksini iddia eden?
Ya dostlar sizi de saçma sapan saatlerde saçma şeyler için güya resmi kurumlar arıyor mu? Geçen pazar, saat gece üç, yine ben ve yine vücudun haftanın yorgunluğuna karşın kapanamayan bir çift göz, düşünmemek için savaş verirken bile düşünerek savaşı kaybeden bir beyin, bütün bunlara rağmen çok yorgun ve isyankar bir vücut var... Kulaklar telefonun yorgunlukla çalan telefonu duymamak için elinden geleni yapan kulaklar yine savaşı kaybetti ve telefonu açtım. Bu durum için birkaç senaryo var: ~ çok önemli birine cok önemli bir şey oldu. ~ acil bir şekilde evden çıkmam gerekiyor ~ bir şeyi unuttum(yine de aramaları saçma) Ne çıktı? "Efendim, taahhutunuzu yenilemek ister misiniz?". Ben size bırakıyorum...
İnsan ve Duygular
1
Bazen insanları anlamakta güçlük çekiyorum. Özellikle kompleksli insanları anlamakta... Bana bir şey soruyor, gerçeği söylüyorum. O da benim cevabım göre kendi cevabını şekillendiriyor. Örneğin kilo... kilomu soruyor, söylüyorum. O da bir salisede (atıyorum) 60 kilodan 50'ye iniyor... halbuki ben onunla dalga geçmeyeceğim, kendi kafasında kendini beğenmediği için bana yalan söylüyor. Buna kendinle barisamamak denir ve fakat bir iki gün sonra aynı kişi gelip bana kendini çok seviyorum diyor. Buna aşağılık kompleksi denir. Haa... gelip de senin aşağılık kompleksin var desen belki yakana yapışır. Böyle insanları sevmiyorum... (iyi ki çok gördüğüm insanlar böyle değil... ) O yüzden dostlar, takmayınca kafaya rahat olursunuz.