Haydar

TABLO GİBİYMİŞ
9/10
·80 syf.··
2025 7. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2025 18:05
Şolohov okuyanlar bilir. Beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar temalı nice güzel eserleri vardır. Okuyana kırsal bir keyif verir. O nasıl oluyor hocam ya ?!?!?! Hemen açıklıyorum arka sıradaki arkadaş. Mesela pastoral bir tarz düşün saman balyasının yanı başında yaşlı bir ağaç ve altında sağlam işlemiş bir maraba ve nennen keyfisi yaparkene yarı açık ağzından akan ucuz tütün kokulu bir salya. Yok tam olarak öyle değil ama sen bunun biraz daha zarif halini düşün. İşte Şolohov tam böyle pozisyonları gole çeviren fırsatçı bir golcü. Bu kitabında Sığırtmaç, Leke (baya acıklı), Bozkır bekçisi gibi hikayelerini çok beğendim. Bu eserinde iç savaş dönemi kaosu belirgin bir şekilde hissediliyor. Proletarya durumunda olan serflerin toprak hakkını kura ile belirlerken iyi yerler garibanlara gelince kura tekrarı yapılarak verimsiz yerleri vermek gibi bir bölüm vardı spoiler olmasın ama o kısım resmen toplumcu gerçekçiydi. Kendisi Don Kazakları ahalisinin yaşamı, iç savaş ve kolektifleştirme dönemi hakkında yazan o coğrafyada yetişmiş bir kalemşör. Toplumcu gerçekçi bir yazar. Bizde Yaşar Kemal bu konuda örnek gösterilir. Kendisini ben de benzettim. Harbi benziyür ha. Neden peki ? Çünkü ikisi de kelimelerle resim çiziyor. Yani panoramik bir lezzet var kalemlerinde. Okuya okuya kitapların Vedat Milör'ü olan dostlar ne dediğimi anladı ve tatlı bir tebessüm etti bile (: Betimleme çok var ya sıktı pfff !!! diyen arkadaşlar sözüm size ! Yanlış anlamayın veya yanlış anlayın. Hani Esra Erol veya Zuhal Topal sunumuyla yayınlanan evlenme programlarının birinde talibini beğenmeyen adaya usulen hadi bir çaya çıkın diye rica edilirdi. Hah şimdi ben de size rica ediyorum çayınızı alın ve Şolohov ile bir okuma turuna çıkın. Bir şans vermeye değer diyorum. Önceden, arkadaşlarımın okuduğu
1000Kitap
Mavi BozkırMihail Şolohov · Milliyet Yayınları · 199625 okunma
Reklam
Şiir sevmeyenler bu adama şans verin !
8/10
·112 syf.··
2020 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2020 16:16
İnsanat bahçesi diyebileceğimiz bir döneme girdiğimiz şu günlerde şiir okumak açıkçası güzel bir kaçamakmış. Bukowski ise sıradan bir şiir kitabı ile değil özgün, okuması basit ve derin bir eserle karşıma çıktı. Ben seni sevmiştim ama sen bana neler yaptın nankör tarzı şiirlerden ziyade toplum içinde çoğumuzun yaşadığı keskin buhranlara göz kırpmış. Sanatsal bir üsluptan ziyade okurun zihnini yormayacak basitlikte bir eser. Şiir bana göre acıların ve hislerin yazılı temsili, akıldan ziyade kalbin vurguladığı ve vurgulandığı bir sanat. Şimdi Bukowski'nin şiir hakkında düşüncelerine bir göz kırpalım. Yakın arkadaşı aktör Sean Penn ile bir söyleşide Bukowski şiir ve şairler hakkında “Okulda çocukların hep şiirle alay ettiklerini görürdüm. Neden? Çünkü şiir zorlama bir üretim. Asırlarca züppece bir uğraş olarak kalmış. Fazla narin, fazla değerli. Aslına bakarsan pek çoğu süprüntüden ibaret. Belki Ezra Pound’dan ya da T.S. Eliot’tan bahsedebiliriz. Onlar da artık yoklar zaten. Ben evine giden fabrika işçisine bağırıp çağıran kadınları, günlük hayatın basit detaylarını yazarım şiirimde. Asırlardır dile getirilmemiş gerçekleri.” der. Şiir bir başka bakış açısıyla içimizdekileri dökmektir. Bukowski gün içerisinde dillendiremediğimiz içimizde kalan veya ya tartışmalarımızda bulunan sen zaten iptal olmuşsun sana ne söylesem vız gelir diye nitelendiridiğimiz çaresizliklerimizi temsil eden bir üslupla okuruna keyif veren bir kalemşör. Mesela ben kızgın olduğum bir serzenişimi buyur etmek istiyorum sizlerle sevgili okuyucularım. Yıllardır aile fertlerimiz memuriyet işçilik öğrencilik serüveni ile el emeği bilek zoru yoluyla para kazanıyor fakat bir adam veya bir kadın çıkıp mekanın sahibi geldi leyla ela diyor diğeri suratına lapa lapa öbek öbek boya vuruyor ve bir kamyon
Günler Tepelerden Aşağı Koşan Vahşi Atlar MisaliCharles Bukowski · Parantez Yayıncılık · 1994226 okunma
Babişkolar vs Oğluşlar
9/10
·336 syf.··
2020 10. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2020 00:01
Bu kitap yeri gelip Ankara metrolarında bağdaş kurulup ve yine yeri gelip Mersin'de bir çocuk odasında ilgiyle okunmuştur. Bazarov karakteri bu kitapta çoğu okurun aklını fazlasıyla meşgul etmiştir bu kanıya kitabı okuyan dostlarım ve çeşitli inceleme irdelemelerimle vardım. Üniversite öğrencisiyim ve Dünya edebiyatı dersinde Turgenyev gibi bir yazarın Rusya'da tartışmalı birisi olduğunu ve bu tartışma mevzularının Dostoyevski'nin desteklediği gelenekçi yaklaşıma karşı yazarın Berlin'de geçirdiği günlerin etkisi ile savunduğu Batı ekolü, beni yazara merak uyandıran ve eserini ele almamda etkin olduğunu düşündüğüm etmenlerden biriydi. True Detective dizisini izleyenler bilir Rust Cohle karakteri Nihilizm akımının ete kemiğe bürünmüş bir haliydi adeta soğuk tavırlar ve eleştirel bir üslup onun çevresinde sosyal görünmeyen ve kapalı bir adam olmasının kanıtları gibiydi şahsen. Marty adlı beraber çalıştığı ortağı olan dedektif ise onun bu halinin anormal olduğunu sohbet ettiklerinde defalarca dile getiriyordu bu anlattıklarım spoiler değildir. Bazarov karakteri duygusal anlamda karşı tarafı ciddiye almayan biri gibi görünebilir bu saygısızca olarak nitelendiriliyor kitapta Pavel adlı geleneklerine bağlı amca tarafından. 19. yüzyıl Rusya panaromasında gençler arasında nihilizm yaygındır ve bu olayı gelenek ile modernist bakışın çatışması temelli ele alan yazar, her iki tarafın savunduğu fikirleri sözsel bir tiyatro diye nitelendirebileceğim bir üslupla ele almış gelenekselci diyip geçmeyin bu arada geçmişe aidiyetin önemini yaşadığı buhranlardan ders çıkararak sahiplenen amca Pavel karakteriyle bu konunun önemini şov derecesinde gözler önüne sermiş. Turgenyev hakkında ise sazı alıntıladığım kaynağa aktarıyorum. Rus tarihçisi Nikolay Baskakov "Rus familyasının
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · İletişim Yayıncılık · 201655,8bin okunma
Aşağı Tırmananlara
7/10
·208 syf.··
2019 5. kitabı
Bu kitap, üzerine esasen okkalı bir düşünce akabinde insana gözlem yeteneği kazandırabilir. Roquentin karakteri gözlem yeteneği gelişmiş bir roman kahramanı öyle Yüreğim seni çok sevdi Murat yok burda 1k güzeli algıları aç cahillikten kaç. Varoluşçuluk (ekzistansiyalizm) akımına uygun ürünler veren Sartre bu kitap ile bireyin dünya karşısında duyabileceği tiksintiyi sosyolojik gözlemlerle , psikolojik tahlillerle örneklendirerek şahsen edebi bir üslubu olmasada samimi bir yazımla kült bir eser ortaya koymuş. Varoluşçuluk hayatında kendi kendine bir anlam uydurmanın felsefi yolu yani yaşamda anlam bulmayla uğraşma suyu bulandırma git meşgale bul kendini kandır diyor kısacası. Roquentin iyi bir gözlemci ondan öğreneceğimiz şeylerden en önemlisi belki bu. Ben neden buradayım ? Öldükten sonra bana ne olacak ? Eğer ölüm diye bir olay varsa eğer neden her sabah işe gitmek zorundayım ? Çevresel faktörler beni nereye götürüyor ? Varolmanın ne gibi amacı olabilir ? Bedava peynir fare kapanında olur. Madem sonumuz morg yaşasın kırmızı tuborg diyip gerçeklerin üstüne gitmekten korkmak ne kadar doğru ? Neden iyi olmak gereklidir ? Ahlak keyfince temellendirilebilecek şey midir? Bu arada kitapta ''Yanlnızdım fakat yürüyen bir ordu gibiydim sözü çok etkileyiciydi''.
BulantıJean-Paul Sartre · Varlık Yayınları · 199228bin okunma
Divan Savaşçıları
9/10
·72 syf.··
2018 46. kitabı
En akıllımız Deli Bekir o bile zindanda yatar. Bu sözü yazın köyde bir divan savaşçısından duydum. Divan savaşçısı dememin sebebi şudur öncelikle, kırsal bölgelerde çoğumuz zekasının potansiyelini şöhrete kavuşturamamış efsaneleri fani hayatlarında bir kere bile olsa görmüştür veya bu benzetmeyi birilerine yakıştırmıştır. Kimileri Hipokrat'a aşık atarcasına otlardan ilaç yapar kimileri sosyokültürel tespitlerle açık oturumlara o iş böyle yapılır dedirtir. Kimileri okuduğu gazellerle Edgar Alan Poe gibi şairleri kendiyle kıyaslatır ve daha bir sürü şey anlayacağın sevgili okurcuğum (son hitap şekli sözcü köşe yazarı tribi). Hatta bu savlarıma örnek verecek olursam şöyle ki bir gün köyde emekli bir sağlık memuru şunu dedi. AskeriYE , MaliYE, AdliYe, PolisiYE ve sonra ben sağlıkçıyım ben niye yemiyorum gardaşım nerde bizim gibilere mayğış zamı. Bence olaylara peşin hükümlü yaklaşmak doğru bir davranış değil bu adam ne bilir veya gündem hakkında bana ne öğretebilir sorusundan önce iletişime geçmek daha mühim bir olgu şahsi fikrim. Okuduğum kitapta Anton Pavloviç Çehov bana delilerin bile delillerinin olabileceğini gösterdi. İnce ve çikolata tadında olan bu kitap gün içerisinde başlanıp bitirilebilecek kadar kaliteli türden. Rusya akılla anlaşılmaz arşınla ölçülemez diye bir söz vardır. Psikolojik tahliller, topluma dair tespitler,içsel hesaplaşmalar, ikili ilişkiler ve niceleri. Çehov dolu bir adam aydın üslubuna sahip her an mon cher kahkahası atabilecek birisi gibi bu kahkahayı çıkaramayanlara Avrupa yakası Bülent bey gülüşü diyeyim. Çehov okurken naif ve duru bir üslup sizi karşılıyor ince bir zeka ürünü olan öykülerini okurken üst baş düzeltip kılığını tertipleyesi bile gelebilir okurun şaşırmam böyle bir duruma. Andrey Yefimiç ve Gromov diye iki ana karakter ilaveten
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,2bin okunma
Reklam