RIDVAN SAYDAN

RIDVAN SAYDAN
@RiDVAN_SAYDAN
İzler Kalır, İzler Kalırsın…!
10/10
·479 syf.·
2021 1. kitabı
Tehlikeli Oyunlar da, diğer Oğuz Atay kitapları gibi, yine o hüzünlü hazzı yaşattı bana. En sevdiğim kitabı mı oldu bilmiyorum ama farklı bir iz bıraktığı kesin. Hayat tarafından hayal kırıklığına uğratılmış Hikmet'in, bir yanda sevmediği karısı, bir yanda sevdigi kadın, komşuları, arkadaşlıkları ve günlük yaşantısıyla, zihninden geçenleri okuduğumuz bir 'tutunamama' hikâyesi. Ve yine tıpkı Tutunamayanlar gibi yorumlaması zor bir kitap. Duygusal olan, hayata tutunamayan, insan ilişkilerinde sorun yaşayan herkes, bu kitapta kendinden bir şeyler bulacaktır. Özellikle anlaşılmadığını düşünen ve bunu dert eden herkes eminim şu satırlarda kendini bulacaktır: " beni anlamalısın, çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra beni kimse okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum..." Fakat Oğuz Atay'ın romanlarını okumak için bence biraz sabırlı bir okur olmak gerekiyor. Ama lütfen sabredin, okuyun, çünkü Oğuz Atay okunmak istiyor. Bu nedenle Korkuyu Beklerken'i "Ben buradayım sevgili okuyucum, sen neredesin acaba?" diye bitirmişti. Altını çizdiğim yerlersi dönüp tekrar tekrar okuyacağım, çok sevdiğim bir roman oldu. Umarım daha çok okunur.
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·680 syf.·
2021 6. kitabı
Pessoa sağlıklıyken de eserleri mevcuttu, fakat öldükten sonra sandığındaki 27 bin sayfa yazıyla ün kazandı.Parça parça yazdığı yazılar, başkalarının yaşam öyküsü denemeleri değişik türde yazıları toplandı ve 1982'de basıldı. 1K da tanıştım huzursuzluğun kitabıyla, nedendir bilinmez kitabın ismine bile kendimi yakın hissettim ve hiç tereddütsüz kitabevine gidip hemen aldım. Kitap anlatı kitabı, olay örgüsü yok şimdiden söyleyeyim. Lizbonda muhasebe yardımcısı olan Pessoa hayatın sıradanlığını, insanların basit bir hayatı daha da basitleştirerek yaşadıklarını, huzursuzluğunu, iç sıkıntılarını, bunalımlarını, hayata olan bakış açısını ,dış dünyayla olan ilişkinin onda yarattığı psikolojik ve fiziksel etkileri, İnsanları mercek altına alarak onların hareketlerini,davranışlarını gözlemleyerek,okurlarla paylaşmış. Pessoa varoluş sancılarını şöyle dile getirmiş”Var olmuş olmayı bırakmak; işte bunun hiç yolu yok.“ zaten bu cümle Pessoa'nın yaşadığı ızdırabı hissetmeye yetiyor. Kitapta “En çok anlamak yoruyor bizi. Yaşamak düşünmemektir.“ cümlesini okuduktan sonra aklıma Irvin d.yalom'un “Nietzsche ağladığındaki” kitaptan alıntı bir söz geldi. ”Bütün büyük filozoflar neden kasvetli olurlar diye bir sorun kendinize. Sorun bakalım, kimler daha emniyette, kimler daha rahat, kimler sonsuza dek mutludur? Ben size yanıtı söyleyeyim: Yalnızca sığ zihinli olanlar, yani sıradan insanlar ve çocuklar! Bu iki kitabın alıntılarında bir yakınlık duydum. Bu kitaba dair söylenecek çok şey var, dilim dönmüyor ne yazsam, ne çizsem. Çizdiğim alıntılarda dönüp yeniden okuduğumda bende yeniden farklı duygular oluşturuyor. Sanki o cümleyi hiç çizmemişim, okumamışım yabancılaşıyor adeta. Okuduğum her kelime, her cümle içimde yeniden bir ateş yakıyor. Diğer sayfaları okuyunca sanki üstüne tonlarca
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 201714,6bin okunma
10/10
·724 syf.·
2021 2. kitabı
Tutunamama temasının en yoğun olduğu eser Oğuz Atay tarafından yazılan Tutunamayanlar romanıdır. Bu temanın en önemli temsilcisi olan roman, Türk edebiyatında çok önemli bir yeniliğe imza atarak dikkat çekmiştir. Roman tamamen bir tutunamama hikâyesidir. Her şeyden önce bir intihar vardır ve intihar başlı başına bir tutunamayıştır. Selim Işık ve Turgut Özben romanın ana karakterleridir. Roman, Selim Işık’ın ardında dağınık kağıt parçaları bırakıp intihar etmesiyle başlar. Turgut Özben; arkadaşı Selim Işık’ın intiharını araştırmaya, bunun nedenini anlamaya, Selim’in benliğine dahil olmaya çalışır. Fakat bunu yaparken kendi benliğinin yolculuğuna çıkmıştır. Oğuz Atay tutunamayan kişileri şu şekilde ifade etmiştir: “Tutunamayan: Beceriksiz ve korkak bir hayvandır. İnsan boyunda olanları bile vardır. İlk bakışta, dış görünüşüyle, insana benzer. Dik arazide, yokuş yukarı hiç tutunamaz. Yokuş aşağı, kayarak iner. Gözleri çok büyük olmakla birlikte, görme duygusu zayıftır. (…) İnsanlarda görülen durgunluk, hafif sıkıntı, sebebi bilinmeyen vicdan azabı ve hiç yoktan kendini suçlama gibi duygulara sebep oldukları, hekimlerce ileri sürülmektedir. Başları daima öne eğik gezdikleri için, çeşitli engellere takılırlar. İnsanlar arasında barınmaları –ev düzenine uyamamaları nedeniyle- çok zor olmaktadır. Şehirlere yakın yerlerde yaşadıkları için, onları şehrin içinde, çitle çevrili ve yalnız Tutunamayanlara mahsus bir parkta tutarak, sayılarının azalmasını önlemeyi düşünmenin zamanı artık gelmiştir.” İronik ifadelerin geçtiği bu kısım, romanın başlığını açıklamaktadır. Roman tutunamayanların iki tipi üzerinden gitmektedir. Selim Işık karakteri hikâyenin kilit noktasıdır. Tutunamayanların prototipi demek yanlış olmaz. Hikâye onun intiharı ile şekillenmeye başlamaktadır. Selim bir
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma