Mensuplarının bu kadar büyük bir bölümünü doyumsuz bırakan ve onları isyana iten bir uygarlığın varlığını sürekli kılma umudundan yoksun olduğunu ve böyle bir geleceği de hak etmediğini söylemeyi gereksiz sayıyorum.
Böylelikle kişi, uygarlığın baskı ve iktidar araçlarını elde etme yollarını bulmuş bir azınlık tarafından direnen bir çoğunluğa zorla kabul ettirilen bir şey olduğu izlenimini ediniyor.
Değeri olan bir kimse, yaşayacak mıyım yoksa ölecek miyim, diye düşünmemelidir; bir iş görürken yalnızca doğru mu eğri mı, yürekli bir adam gibi mi yoksa tabansızca mı davrandığını düşünmelidir.