"İkisinin ezan okuması arasındaki zaman ise birinin inip diğerinin çıkacağı süre kadar idi." Nevevî, bu sözün anlamı şudur demiştir: "Şüphesiz Bilal fecr-i sadıktan önce ezan okurdu. Ezanı okuduktan sonra dua eder ve fecr-i sadığın doğmasını beklerdi. Fecr-i sadığın doğmasına yakın aşağıya iner ve İbn Ümmi Mektûm'a haber verirdi. İbn Ümmi Mektûm abdest ve diğer ihtiyaçlarını yerine getirmek için hazırlanırdı. Fecr-i sadığın doğmasının ilk vaktinde çıkıp sabah ezanını okurdu."
Fecr-i sadığın doğup doğmadığı hususunda şüphesi olanın yemesi içmesi caizdir. Çünkü zaman bakımından asıl olan, gece vaktinin devam etmesidir. Bu durum âyette "Şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayırt edilinceye (tan yeri ağarıncaya) kadar yiyin, için " şeklinde beyan edilmiştir. Şek/şüphede olan kimseye belli olan bir şey yoktur. Sahih bir senedle İbn Abbas radıyallahu anhuma'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Şek-şüphe hissettiğin sürece ve fecr-i sadığı net görünceye kadar ye." Nevevî'nin bildirdiğine göre, "Kişinin fecr-i sadığın doğup doğmadığı hakkında şüphelenmesi durumunda kendisine, fecr-i sadığın doğduğu kesinleşinceye kadar yeme, içme, eşiyle bir araya gelme gibi şeyler, âlimlerin arasında ihtilafsız caizdir."
Ebu Hureyre radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Biriniz kap elindeyken ezanı işitirse, ihtiyacı kadar yiyip içsin" buyurmuştur.