İbn Ömer radıyallahu anhuma'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, "Sahur yemeği yiyenlere Allah rahmet eder ve melekleri de onlar için istiğfarda bulunurlar" buyurmuştur.
Abdullah b. el-Hâris, bir sahabîden şöyle naklediyor: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına girdim. Sahur yemeği yiyordu. "Sahur, Allah'ın size ihsân ettiği bir berekettir. Onu terk etmeyin" buyurdu.
Ebu Saîd el-Hudrî radıyallahu anh'dan rivayet edildiğine göre, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Sahur yemeği berekettir, velev ki sizden biriniz bir yudum su içse dahi... Kesinlikle sahur yemeği yiyene Allah azze ve celle rahmet eder ve melekleri de onun için istiğfarda bulunurlar. "
Şüphesiz Ramazan ayında yapılan umre, farz haccın yerine geçemez; sadece sevap bakımından hacca karşılıktır. Ramazan umresinin farz haccın yerine geçemeyeceği hususunda âlimler icmâ etmişlerdir.
Şüphesiz bu hadis ve buna benzeyen diğer hadislere göre, mesela "İhlâs sûresi" sevap bakımından Kur'ân'ın üçte birine eşittir; fakat Kur'ân'ın okunmasının yerini tutamaz,
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in "Ramazan ayında bir umre, bir hacca eşittir" hadisi hakkında İbn Bâttal rahimehullah şöyle demiştir: "Burada Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in Ümmü Ma'kil'i yapmaya davet ettiği haccın, nafile bir hac olduğu anlaşılmaktadır. Zira ümmetin icmâı sebebiyle kesinlikle umre, farz olan haccın yerini tutmaz. 'Hac gibidir' gibi demesi, sevap bakımındandır. Faziletler kıyasla idrak edilip elde edilemez. Allah fazlını ve lütfunu, istediğine verir."