Veya büyük çaba harcamaktan kaçınmaksızın bir koltuğu pencerenin dibine itiyor, pencerenin pervazına tırmanıp koltuğa basarak cama dayanıyordu; herhalde böyle yapmasının nedeni, geçmişte pencereden bakmanın iç dünyasında filizlendirdiği özgürlük duygusunu anımsamasıydı.
Çalışmasının başarılı sonuçları hemen yüzdeler biçiminde nakit paraya dönüşüyor ve evde hem şaşıran, hem de sevinen ailenin özleri önünde masaya bırakılabiliyordu. O günler güzel günlerdi ve Gregor’un sonraları bütün ailenin yükünü taşıyabilecek duruma gelmesine, gerçekten de taşımasına karışın, aynı günler en azından aynı parlaklıkla bir daha yaşanamadı. Çünkü artık o düzeye alışılmıştı, gerek ailesi, gerekse Gregor alışmışlardı, alanlar parayı şükranla alıyorlardı, Gregor da sevinerek veriyordu ama aralarında artık sıcak bir içtenlik kurulamıyordu. Yalnız kız kardeşi Gregor’a yine de yakın kalmıştı ve Gregor’un gizli tasarısı, kendisinden farklı olarak müziği çok seven, etkileyici biçimde keman çalabilen kız kardeşini gelecek yıl konservatuvara yollamaktı, bunun zorunlu olarak yol açacağı harcamalara aldırmayacak, bunları engellemenin bir yolunu elbet bulacaktı. Gregor’un kentteki kısa süreli kalışları sırasında kız kardeşiyle konuşmalarında konservatuvarın sözü, gerçekleşmesi düşünülemeyecek güzel bir düş olarak, hep geçerdi; annesiyle babası ise bu masum konuşmaları duymaktan bile hoşlanmıyorlardı; oysa Gregor bu konuda çok ciddi düşünüyordu ve kararını Noel akşamı resmen açıklamak niyetindeydi.
Gregor kendi kendine, ve bakışlarını önündeki karanlığa dikerken, bir yandan da annesine, babasına ve kızkardeşine bu denli güzel bir evde böyle bir yaşam sağlayabilmiş olmasından ötürü büyük bir gurur duyduğunu anımsadı. Peki ama ya şimdi bütün bu huzur, geçim rahatlığı memnunluk, korkunç bir sonla noktalanırsa? Gregor bu tür düşüncelere dalıp gitmemek için hareket etmeyi yeğledi ve odanın içinde bir aşağı bir yukarı sürünerek gidip gelmeye başladı.