Dilek

Dilek
“Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.”
Akıllı, mantıklı insanlar dünyaya uyar, güçlülerse dünyayı kendilerine uydururlar.
Sayfa 618·Kitabı okudu
Reklam
bizim duygu dediğimiz, kendi sevincimize veya sıkıntımıza eklenen ama bunun haricinde dünyadaki hiçbir şeyi değiştirmeyen şahsi bir meseledir.
Sayfa 617·Kitabı okudu
aşkta, sanatta, açgözlülükte, siyasette, işte ve oyunda sancılarla dolu sırlarımızı dile getirmeye çalışırız (Bu Emerson alıntısını şimdilik mealen ver!): İnsan ancak yarı yarıya kendisinindir, öbür yarısı ifadedir. Bütün insanlar ruhanî bir zaruretle bir şeyleri ifade isteğinde bulunurlar. Köpek taşa kendi varlıgından bir şeyler saçar, sonra da pisliğini koklar: Ardında iz bırakmak, dünyada bir eser bırakmak, yüzlerce yıl geçtikten sonra bile uğruna şarkı söylenecek bir eylemde bulunmak, işte kahramanlığın tam manası! Bir şey mi yaptım: İşte bir iz, aynı olmayan ama ölümsüz bır suret. Bir şey mi yaptım: Maddenin parçalarını kendime bağladım demektir. Bir şeyi sadece telaffuz etmek dahi dünyayı temellük etmek yolunda fazladan bir mana daha de-mektir. Walter gibi sadece bir konuda gevezelik etmekte bile vardır bu mana. Ulrich güldü, Walter'in çaresizce şu düşünceyi evirip çe-virecegi gelmişti aklına: Eh, ben bu konuda bir şey derdim!.. Burjuvanın gitgide dilsizleşen, sakinleşen temel duygusudur bu. Ulrich ise Sağlık Adası'nda hayatının tüm ikbal hırsını yalanlayacak duruma geldi. Teoriler bile gevezelikten başka nedir ki? Bir şeyleri ko-nuşmak. Ve Ulrich böylesi saatlerin sonunda bir tek Agathe'yi, yani yaptıklarından haberdar olmadığı uzaktaki, ayrılmaz kız kardeşini düşünüyordu. Ve efkârlanarak onun en sevdiği lafı hatırlıyordu: "Peki, çözülmemiş bir bilmece gibi içimde duran ruhum adına ne yapabilirim? O ruh ki görünen insana asla hükmedemediği için en büyük keyfiliği tanır?"
Sayfa 614·Kitabı okudu
(Biçimsizlik) Hiçlikten her defasında başka bir yöne doğru uzanıp kurtulma teşebbüsünden başka nedir ki bu? (Bunu dairelere hapsedebilmenin ise imkânı yok!) Rüzgârin üfürdüğü, sonra bir süreliğine kendi ağırlığını biçimlendiren ve ardından yine rüzgârın üstünü örttüğü kum tepelerinden biri olarak mı? Karanlık bir kesinlik, sonunda zamanın bizi öldüreceğine dair hepimizi ikaz ettiği için hiçbiri eğlence olmayıp ancak bir gürültüden, özendirici bir gevezelikten ibaret bulunan eğlencelerden tutun da zamanını aşan icatlara, -ister onlar tarafından ezilsin, ister taşınsın- ruhu öldüren manasız para yığınlarına, ruhun endişeyle dolu, sabırsız akımlarına, bîteviye degişen elbiselere, içlerinde mevcuda ve yaratılmışa karşı derin bir güvensizliğin patlak verdiği kasıtlı veya kasıtsız adam öldürme ve savaşa varıncaya kadar bütün yaptıklarımız; işte, tüm bunlar asla kaçamayacağı bir mezardan dizlerine kadar çıkan bir adamın, hiç-likten asla bütünüyle kurtulamayacak bir varlığın tedirginliginin, endişe içerisinde başka biçimler kazanmasından ama kendisinin bile sezemediği gizli bir yerlerde asılsız kalmasından ve bir hiçten ibaret olmasından başka nedir ki?
Sayfa 613·Kitabı okudu
Eskiden kalma kahramanlık anlayışı hálâ her yeni fikirde ve her icatta öncelik tartışmasına kalkışmakta, hâlbuki bu tartışmaların tarihinden çoktandır bilmekteyiz ki her yeni fikir birçok kafada ayını anda ortaya çıkmıştır fakat en dâhiya-ne fikirler bile başka dâhiyane fikirlerin değiştirilmesinden, onlara küçük ilaveler yapılmasından başka bir şey olmamalarına rağmen söz konusu kahramanlık anlayışı dehayı birçok derenin kavuştuğu ve hepsinin birbirine bağlandığı bir nehirdense, başlı başına bir kaynak olarak tasavvur etmeyi, bir sebepten ötürü, daha dogru bulmaktadır. Bu yüzden de bir taraftan "çağımızda dâhi kalmadı" diyoruz - çünkü kaynağı açık seçik gördüğümüzü sanıyoruz ve her birine kaçınılmaz olarak ara sıra, ayıı ayıı rast gelmiş olacağımız duygu, düşünce ve sair unsurlardan mürekkep bir edimin dehasına inanmaya kesinlikle yanaşmak istemiyoruz.
Sayfa 588·Kitabı okudu
Reklam