Dilek

Dilek
“Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.”
düşünmek çoğunlukla, kişinin, davranışlarında mutat olana ve herkesın yaptığına uyarken kendisıne halet getirmedigi güzel ve özel bir burjuva alışkanlığıymış gibi anlaşıl-maktadır. Fakat bu tam anlamıyla dogru sayılmaz, çünkü ınsanlar vardır, düşünüşlerınin hıçbir tarafı orijinal degildir ama davranışlarında sık sık, düşüncelerinin üstünde yer alıp çok daha nazik veya düşüncelerinin altında olup çok daha âdi olan fakat her halükârda kendine has bır tarafı bulunan tamamen nevi şahsına münhası bir tarzları vardır. Şayet davranışın düşünceyle zıtlığına takılmayıp işin başından itibaren iki farklı düşünme tarzının söz konusu olduğunu idrak edersek, hakikate daha çok yaklaşmış oluruz. İkinci biri daha benzer bir şey düşünüp de, iki düşünce arasında birbir-erinden haberdar olmaktan ibaret kalsa dahi onları bir çift hâline getiren bir şey mevcut olunca bir insanın düşüncesi salt düşünce olmaktan çıkar. (Kişinin aklındaki düşünceler ile aklının dışında depolanmis duunceler) Bu kadarı bile olsa, düşünce artık saf bir imkân değildir, yanına dikkate alınacak tali konular ilave edilir. Bu ilave bir safsata da olabilir, bir konstrüksiyon da. Buna rağmen şu bir vakıadır ki kuvvetli her düşünce, düşünce olarak etkinliğini hepten kaybetmeden gerçekliğe adım atıp gerçekliğin içine, bir kuvvetin plastik bir maddeye nüfuz etmesi gibi işler de sonunda gerçeklikte donup kalır. Okullarda, kanun kitaplarında, şehirdeki evlere ve kırdaki tarlalara bakınca gazetelerin yüzeysel akıntılarla kırklanmış kalem odala-rında, erkeklerin pantolonları ve kadınların şapkalarında olmak üzere her yerde ve insanın hem etkide bulunup hem etkisinde kaldığı her şeyde düşünceler izole edilmiş veya çeşitli donma ve erime derecelerinde çözülmüşlerdir. (Bu ancak şehrin aktardığı olağandı- şı izlenimlerle
Sayfa 576·Kitabı okudu
Reklam
Kişide duygu ve düşüncelerden başka şey olmadı mı kavganın sonu gelmiyor. Duygu ve düşünceler insanı hasisleştirir, asabı bozar.
Sayfa 571·Kitabı okudu
Alnına kahramanlık yazılanı, kader ikide bir büyük tehlikelerle havaya fırlatır ama her defasında onu güçlü kollarıyla tekrar yakalar.
Sayfa 546·Kitabı okudu
izlenimler bir hiçtir, sende iz bırakır, seni ezerler! Bir yığın 'solucan da öyle. Peki, bir parça müziği ne zaman anlarsın? Onu içinden kendine dönüştürünce! Ya bir insanı ne zaman anlarsın? Kendini onun yerine koyunca!
Sayfa 527·Kitabı okudu
"İşi oluruna bırakmanın en büyük zıddı nedir?" diye sordu. Ulrich'ten ses çıkmayınca cevabı kendisi verdi: "Kendi kendinde iz bırakmak!"
Sayfa 527·Kitabı okudu
Reklam