"Sevdiceğim! İnsan ilahe! Sönük bir asırda yaşamaya mahküm olmuşuz. Kımsenın efsanenın gerçekliğine inanacak cesareti yok. Farkına varmalısın; bu derde sen de düçar olacaksın. Sahip olduğun ilahlık tabiatı için cesaretin yok senin. İnsan korkusu seni alıkoyuyor. Sıradan insanların kızışmasını âdi, hatta âdiden de öte, biz müstakbeldekilerin gülünç biçimde salt atavizme düşmesi olarak görmekte haklısın! Bir insana, hayvana veya eşyaya duyulan aşk, ona sahip olmanın başlangıcıdır demekle yine haklı oluyorsun böylece! Sahipliğin ruhsuzlaşmanın başlangıcı olması hakkında konuşmamıza ise lüzum yok! Yine de bir şeyi ayırman lazım: Hissedilmek, hatta belki de duyumsanmak bana-ait-oluş demektir. Ben ancak benim olanı hissederim; bana mahsus olmayanı duymam! Hål böyle olmasa ikimiz de entelektüel olurduk. Sevince gözlerle, kulaklarla, nefesle ve düşüncelerle sahip olmamızın gerekmesi belki kaçınılmaz bir trajedidir! Fakat düşün:
Ben yalnızca kendim, ben kendim olduğum sürece, olmadığımı hissederim. Kendimi ancak kendi dışımdaki eşyada keşfederim.
Bu da bir hakikattir. Çiçeği severim, insanı severim, çünkü onlarsız hiçbir şey ifade etmem. Benim-oluş-tecrübesinin yüce tarafı, güneş ışıklarına maruz kalan bir öbek kar gibi varlığının eriyip gidişi-ni, dağılıp giden hafıf bir nefes gibi havada alınışını hissetmektir!
Benim-oluşun en güzel yanı, kendime-sahip-oluşun kökünü ka-zımaktır! Hiçbir şeye sahip olmayıp bütün dünyanın malı olmam, benim-oluşun saf manası işte budur. Bütün ırmaklar yükseklerden vadilere akarlar, sen de, ruhum benim, dünya denizinde bir katre, dünya kardeşliği ve dünya beraberliğinde tam bir üye olmadıkça benim olmayacaksın! Bu esrarın artık şahsî sevginin tecrübe etti-gi manasız büyüksemeyle alâkası kalmamıştır. Çağın kızışmasına rağmen manevî heyecanı, içten
Bizim yaşadığımız neydi? Kendimizi kandırmayalım: Cenneti arayacağım derken delirmemiştim. Belirli etkilerin sonucunda nasıl görünmez bir gezegen çıkarılır, belirleyebiliyordum. Ya ne oldu? Ruhanî ve optik bir yanılmayla, tekerrür edebilir fizyolojik bir mekanizmayla son buldu hepsi. Herkeste olduğu gibi!"