Düzen dediğin, bir ölçüde paradoks bir kavramdır. Her düzgün insanın canı maddî, manevî düzen ister, öte yandan çok fazlasına da kimsenin tahammülü yoktur, hatta eksiksiz bir düzen deyim yerindeyse bütün ilerleme ve zevklerin berbat olması anlamına gelir. Bu da âdeta düzen kavramının bir parçasıdır. O yüzden kişi kendine sormalıdır: Düzen nedir? Düzensiz var olamayacağımız zehabına nereden kapılırız? Ayrıca aradığımız nasıl bir düzendir? Mantıkî mi, pratik mi, şahsî mi, genel mi, duygularda düzen mi, ruhta düzen mi yoksa davranışta düzen midir? Fiiliyatta bir yığın karmakarışık düzen vardır; biri vergiler ve gümrüklerdir, diğeri dindir, bir üçüncüsü memuriyet nizamnamesidir, hepsini arayıp saymaya kalksak işimiz bitmez. Bildiğin gibi bunlarla çok uğraştım; sanmam ki dünyada benim son yıl yapmak zorunda kaldığım gibi mesleğini bu kadar ciddiye alan çok sayıda general olsun. Ben kendi tarzımca kapsamlı bir fikir arayışına destek oldum gerçi ama nihayetinde ruhun düzene konması için koca bir evrensel sekreterliğe ihtiyaç olduğunu söyleyen sendin ve kendin de itiraf edeceksindir, böyle bir düzen, beklemekle gelmez! Öte yandan sırf bu yüzden de her şeye eyvallah edilemez!"