Buz dağı

"Aşk denen şey bazen yürür, bazen uçar; bazen koşar biriyle birlikte; bir başkasıyla ölümcül yürüyüşe çıkar; üçüncüyü buzdan heykele çevirir; dördün­cüyü atar alevlerin içine. Birini yaralar; öldürür öteki­ ni. Aynı anda çakıp sönen bir şimşeğe benzer. Geceleyin saklar şafakta zapt edilecek olan kaleyi. Çünkü daya­nacak güç yoktur karşısında." "Ne garip bir metin" dedi. "Kim yazmış bunu?" "Cervantes" dedim.
Reklam
“İnsanın en kötü yalanı kendine karşı olanıdır.”
Edebiyat
"Doğru" dedi, gülümsedi. "Bu açıdan bakınca çok teh­likeli bir şeymiş aşk." "İnsanın iradesini elinden alır da ondan. Seni yönet­meye başlar, mantık kaybolur, doğru dürüst düşüne­mezsin bile. Birine aşık olmak, gözü bağlı olarak, bir uçurumun kıyısında yürümek demektir. Başına neler geleceğini hiçbir zaman bilemezsin. Sonu ölüm de olabi­ lir, cinayet de, intihar da."
Aslında aşk kelimesini hiç sevmediğimi, günümüzde bunun bir pazarlama aracına dönüştüğünü söyledim. Aşk dendiğinde sanki küçülüyordu her şey. O zaman gerçek aşka ne ad verdiğimi sordu. "Karasevda" dedim. "Karasevda?" "Evet!" dedim. "İşte insana o çılgınlıkları yaptıran duygunun adı budur. Karasevdayla aşk farklıdır birbi­rinden. Asıl tehlikeli olan da karasevdadır. Araplar bu­na garam der."
Kimse kimseyi bilemez çünkü herkesin anlattıklarının bir kısmı kurgudur, kiminde daha az kiminde daha çok...
Reklam