Bir kez daha sırtımdan bıçaklanmıştım ve canımı asıl yakan aldığım darbeden ziyade bunun beni hiçbir zaman şaşırtmıyor olmasıydı. İnsanlar daima nankördü, bu hiçbir zaman şaşmazdı.
"Sana güvenmek benim hatam."
Güneşli günler görebilmek için hep çamurlu yollardan mı yürümek gerekecekti? Bir çiçeğin kokusuyla mest olmanın bedeli defalarca tenime batan dikenleri tek tek ayıklamak zorunda olmak mıydı?
Böyle mahvolmuş bir haldeyken hayatın bana bu merhametli adamı armağan etmesi tüm bunların benzeri değilse neydi?
O an zihnimde öteleyip durduğum ancak gördüğüm bu güzel manzarayla daha fazla kalbimden söküp atamadığım o hissi itiraf etmek zorunda kaldım. Gerçekler fazlasıyla sarsıcıydı, bununla ne kadar yüzleşebilirdim, bilmiyordum ancak...
Tuna'ya sırılsıklam aşık oluyordum.