"Can simidi gibi bir şey aşk. Kendini çok yalnız
hissediyorsun; bir kadına ihtiyacın oluyor, "Bir
sürü kadınla uyuyacağıma bir kere de sevdiğim
kadınla uyuyayım" diyorsun. Yine bar filozofu durumları... Bunların hepsi yalnız hissetmekle ilgili."
"Ölüm fikri bütün keyfimi kaçırıyor. Birileri öldüğünde, ölümün var olduğu birden büyük gerçeklik oluyor. Tırsıyorum. Ama artık cenazelere gidiyorum; zor geçiyor ama gitmezsem sonradan suçluluk duyuyorum. Ölüm doğal, barışmaya çalışmalı."
"Ben de birkaç kadeh attıktan sonra hayatla ilgili çok şey keşfederim. Herkesi baymaya başlarım ve bar filozofu olurum. Hiç kimseyi bulamazsam kendimi bayarım, hikayeler yazarak."
"Ben yaralı yüzleri, iz taşıyan suratları daha çok
severim. Baktığım zaman pırıl pırıl, defosuz bir
yüz o kadar ilgimi çekmez. Gürbüz gürbüz manken kızlar yerine yüzünde bir defosu olan kadınları
beğenirim ben. O yüzden benim İstanbulum
da böyle, rimeli akmış ve biraz kilo almış..."
"Dünyada dengeler değişiyor ama bazı şeyler
kalıyor. Bu ülkede, bu coğrafyada sürekli savaşlar
var. Birileri bir şeyleri paylaşamıyor. Şimdi Kürt
sorunu var, ondan evvel sağcı-solcu problemi vardı. Kürt sorunu biterse büyük ihtimalle başka bir
sorun çıkacaktır ortaya. Mesela Fenerbahçeliler
ile Galatasaraylılar savaşabilir! Bu coğrafyadakilerin savaşma güdüleri var, ona bahane buluyorlar."