Boyun eğdirmenin içeriği ve yöntemleri tarihsel olarak
değişiyor; değişmeyen ise (en azından egemen seçkinler varlığını
sürdürdükçe) ölümsever bir tutku olan ezmedir.
Ezme/ezilme düzeninin bir "özgür toplum"
olduğu miti bunun örneğidir; herkesin istediği yerde çalışmakta
serbest olduğu, yani patronlarından hoşlanmıyorlarsa oradan aynlıp
başka bir iş arayabilecekleri miti; bu düzenin insan haklarına
saygı gösterdiği ve bu nedenle de saygıya değer olduğu miti; her
çalışkan kişinin girişimci olabileceği miti, daha kötüsü, sokak satıcısının
da büyük bir fabrikanın sahibi gibi işadamı olduğu miti; genel
eğitim hakkı miti, ilkokula başlayan Brezilyalı çocukların pek
azının üniversiteye ulaşabildiği bir dönemde hem de, "Sen kiminle
konuştuğunu biliyor musun" sorusu hala aramızda yaygınken insanların
eşitliği miti; "maddeci barbarlık"a karşı "Hıristiyan Batı uygarlığı"nın savunucusu olarak ezen sınıfların kahramanlığı miti; "görev idraki içindeki" egemen seçkinlerin halkın gelişimine katkıda bulundukları,
dolayısıyla halkın da minnetini seçkinlerin sözlerini kabul ederek ve onların safında yer alarak göstermesi gerektiği miti; isyanın
Tanrı 'ya karşı işlenmiş bir günah olduğu miti; özel mülkiyetin kişisel insani gelişme için temel olduğu şeklindeki mit (böyle olduğu
sürece tek gerçek insani varlıklar ezenler olur); ezenlerin çalışkanlığı,
ezilenlerin tembellik ve hilekarlığı miti ve nihayet, ezilenlerin
doğal zayıflığı ve ezenlerin üstünlüğü miti.