Ramazan Turhan

Ramazan Turhan
@Rmzntrhn
Hayatın yükünü kelimelerle hafifleten bir yolcuyum. Denizli’de yaşayan, üç çocuk babası bir yazar olarak hem kendi yolculuğumu hem de insanın içsel arayışını kaleme alıyorum.
Yazar
Radyo TV Programcılığı
Denizli
10 okur puanı
Mayıs 2025 tarihinde katıldı
Koca Çınar
10/10
·23 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
Kitapta doğayla çocuk arasındaki bağın sade bir anlatımla sunulması hoşuma gitti. Ormanda geçen o huzurlu sahneler, çocuklara doğa sevgisini aktarmak açısından oldukça kıymetli. Özellikle kıymetinizin bilinmediği bir yerden geldim cümlesi, alt metniyle oldukça anlamlı. Koca Çınar Nuray Ertaş Balcı Ramazan Turhan
Koca ÇınarNuray Ertaş Balcı · Bilgi Ağacı Yayınları · 20245 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Erkekliğin Gölgesinde Unutulmuş Bir Şifa Hikâyesi
Puan vermedi·272 syf.··
2025 6. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 00:34
“Bir kadın karakterin izini sürerken içimdeki adam değil, içimdeki çocuk konuştu. Ve o çocuk, annesinin gözlerinde yıllardır cevapsız kalmış bir soru saklıyordu.” Hüma Zeybek’in Anne Yarası adlı romanı, yüzeyde bir kadının içsel dönüşüm yolculuğunu anlatsa da; satır aralarında erkeğe de uzanan bir çağrıdır bu. Bu kitap, sadece bir kadının annesiyle olan ilişkisini değil, insanın dişil yanıyla olan bağını da didik didik eder. Özellikle de biz erkeklerin yıllardır bastırdığı, görmezden geldiği, "zayıflık" zannettiği bir tarafı: içimizdeki kadın sesi. Yani sezgi. Yani şefkat. Yani beklemeyi bilmek. Dinlemeyi öğrenmek. Ağlamaya izin vermek. Ve kabul edelim ki bu tarafı, biz küçükken annemize göstermek istemiştik. Sonra büyüdük. Sertleştik. Güçlü olmayı öğrendik. Ama kaybettiklerimizi hiç konuşmadık. Smyrna, romanda bir terapi seansında içine doğru düşer. Ve bu düşüş, onu annesiyle olan geçmişin, unutulmuş anıların ve kadim kadın bilgeliğinin derinliklerine götürür. İlk başta onun hikâyesini dışarıdan izliyorsun. Ama sonra fark ediyorsun ki onun annesi, senin annen de olabilirmiş. Onun suçladığı, özlediği, affetmekte zorlandığı şeyler... senin de içinde yankılanıyor. O zaman kitap bir romandan çıkıyor, bir aynaya dönüşüyor. Ben bu kitabı okurken içimde iki ses duydum: biri erkekliğe alışmış, güçlü olmayı seçmiş tarafım; diğeri yıllardır bastırılmış ama hiç ölmeyen bir yanım: “içimdeki kadın”. Sessizdi, ama oradaydı. Smyrna’nın bilge kadınlarla kurduğu o bağ, aslında benim de içimde yıllardır susturduğum sezgisel tarafıma sesleniyordu. Toplum bize “adam gibi adam” olmayı öğretirken, “hissedebilme” yetimizi törpüledi. Ne zaman ağlasak, susturulduk. Ne zaman sevinsek, abarttığımız söylendi. Ne zaman anlamaya çalışsak, “fazla alıngan” olduk. Oysa Anne Yarası bize şunu
Anne YarasıHüma Zeybek · Doğan Novus · 202422 okunma
Benim İçin Martin Eden Ne Demek?
Puan vermedi·517 syf.··
2025 2. kitabı
Jack London’un Martin Eden romanı, sadece bir yazarın doğuşu değil, bir insanın içten içe yanarak, kendi külleri arasından bir anlam arayışıdır. Benim için bu kitap, bir yol haritası değil; bir uyarı levhası gibiydi. “Bu yolda yanarsın, ama sonunda ne olacağına sen karar veremezsin” diyor sanki. Martin, yoksul bir denizciyken, bir tesadüf sonucu burjuva sınıfından bir kıza âşık oluyor. Ruhundaki bu aşk, sadece bir insana değil; bilgiye, sanata, "kendini var etme" tutkusuna dönüşüyor. Ama bu aşk onu yükseltmiyor, tam aksine içinde bir boşluk bırakıyor. Çünkü Martin Eden’in savaşı yalnızca yoksullukla değil, anlaşılmamakla. Tıpkı bizler gibi… İçinden geldiği çevreyi aşmaya çalışan, kendini bulmaya çalışan, hayata başka bir yerden tutunmak isteyen her insan gibi. Onun mücadelesi bana kendi yazarlık sürecimi hatırlatıyor: Satır satır kendini kazıyarak, her kelimeyle biraz daha yalnızlaşarak ama aynı zamanda biraz daha derinleşerek. Martin’in Kalemi: Silah mı, Aynı mı? Martin’in yazarlığı bir araç değil, bir silah gibi. Onu hayata karşı, sisteme karşı, sevgisizliğe karşı savunmasız bırakan bir silah… Çünkü yazmak onun için sadece “bir şeyleri anlatmak” değil, bir şeylere karşı durmaktı. Kalemi, kendi iç dünyasındaki yangını dışa vurmak için kullandı. Ama yangın o kadar büyüktü ki, sonunda kendisini de yaktı. Benim için Martin Eden, yazmanın sadece bir kurtuluş olmadığını, aynı zamanda bir intihar biçimi olabileceğini gösterdi. Çünkü insanlar seninle değil, senin ürününle ilgileniyor. Ve sen ürünün için ne kadar bedel ödemiş olursan ol, dışarıdan bakıldığında sadece bir etiket görüyorlar: “Başarılı yazar” ya da “lümpen bir hayalperest.” Ruth: Sevgi mi, Sınıf mı? Martin’in Ruth’a duyduğu aşk, başlangıçta masumane gibi görünse de, aslında sınıfsal bir savaşa dönüşüyor.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
Bir annenin gözünden kıyamet nasıl görünür?
Puan vermedi·240 syf.··
2025 14. kitabı
Kitabı elime ilk aldığımda bunun sıradan bir distopya olduğunu sanmıştım. Ama Peygamberin Şarkısı, distopya değil; bugün yaşadığımız dünyanın biraz daha yüksek sesle anlatılmış, karanlık bir yankısı. Paul Lynch, öyle bir atmosfer kurmuş ki, sanki sayfalar arasında değil, bir insanın boğazına oturmuş bir çığlığın içindesin. Başkahraman Eilish Stack, dört çocuk annesi bir biyolog. Kocası bir sabah alınıp götürülüyor ve o andan itibaren her şey çözülmeye başlıyor. Ama bu çözülüş, öyle gürültülü değil… Sessiz, sinsi ve tanıdık. Eilish’in çaresizliği bizim tanıdığımız bir çaresizlik. Çünkü biz de biliyoruz; bazı yerlerde insanlar bağırarak değil, susarak yok olur. Paul Lynch’in dili şiir gibi ama tokat gibi de aynı zamanda. Cümleler uzun, ritmik, bazen soluksuz bırakıyor insanı. Okurken kelimeler değil, duygular akıyor sayfalardan. Özellikle bir anne olarak Eilish’in ayakta kalma çabası… Çocuklarını koruma, bir umut ışığı bulma, bulamazsa bile içindeki ışığı kaybetmeme savaşı… Bunlar bir roman karakterinin değil, sanki senin komşunun, kardeşinin, eşinin hikâyesi gibi. Kitabı okurken şunu fark ettim: Bazı şarkılar ağızdan değil, yürekten söylenir. Peygamberin Şarkısı da öyle bir şarkı. Sessiz bir ağıt gibi, bir annenin gözlerinden dökülen notalar gibi. Eğer bu dünyada hâlâ adalet, merhamet ve insanlık adına bir şeyler hissediyorsan, bu kitap seni içine alır, susturur, sonra sana yeni bir dil öğretir: Kalbin dili.
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,925 okunma
Toprağın suskun kaldığı yerde, insanın sesi Gazap olur.
Puan vermedi·556 syf.··
2025 4. kitabı
Gazap Üzümleri" bitti ama bende bıraktıkları daha yeni yeni konuşmaya başlıyor. Kitabın her satırında bir metafor, her karakterinde bir sembol gizli. O kadar çok katman, o kadar çok anlam var ki... Sanki bu romanı çözümlemeye kalksam, bir o kadar daha kitap yazmam gerekir. John Steinbeck’e hayran kaldım. Sadece hikâyeyi değil, o hikâyenin arkasındaki insanlığı, öfkeyi, umudu, direnişi ve sessiz çığlıkları da yazmış. Ve ben, bir okuyucu olarak, sadece gözümle değil kalbimle de okuduğumu hissediyorum. Bu kitapla ilgili bir cümle kuracaksam o da şu olurdu: “Toprağın suskun kaldığı yerde, insanın sesi Gazap olur.”
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Sel Yayınları · 202045,7bin okunma