Misafirperver bir geleneğin evlatları önce ve sadece başkalarını memnun ve mutlu eder. Kendi yer yatağında yatar, misafirini kuş tüyü yataklarda uyutur. Kendi aç uyur, yemeği misafirinin tabağına döker. Başkasına ayıp olmasın diye çiğ tavuk bile yer. Oysa kendi canı ne ister, neyi sever, neyi sevmez, neyi tercih eder, neyi tercih etmez, neden hoşlanır, neden hoşlanmaz kendi bile bilmez.
Kişi adları söz konusu olduğunda içimden gelen güçlü bir tepkiyle o adı onaylar veya karşı çıkarım. Bu ilkel ve adaletsiz bir duygudur. Ne var ki dünya ile ilişkimizi, beğenilerimizi ve nefretlerimizi belirleyen de bu ilkel duygularımızdır.