Ahmet Efendi ve Hulusi Efendi, bu iki dost, birlikte güzel bir yemek yedikten sonra kötü hava şartları nedeniyle sığınacak bir yer için tartışma halindelerdi. İster kader ister başka bir şey diyelim yolları o malum evlerden birine düşer. Ahmet Efendinin bu konudaki tavrı bellidir. Eskiden bu yollardan geçmiş olsa da artık o defterler kapanmış sadece uyumak için bir tane yatak ister. İşte ona o gece eşlik eden gençliğinin baharında olan Kalyopi ile tanışır. Kalyopi, henüz on yedi yaşında tazecik bir kız olsa da yaşadığı talihsizlikler onu o eve düşürür. Ahmet Efendi, asla Kalyopi'ye elini sürmez. Tam tersi onun hikâyesini merak eder, gencecik bir kız nasıl oraya düşmüştür? Her gün o eve gelir Kalyopi'nin hikayesi öğrenmek için. Kızın iyi niyetini, saflığını birçok kez test eder ve Kalyopi o sınavlardan hep geçer not almıştır. Ahmet Efendi onun babası yaşındadır ve tek gayesi bu genç kızımızı kurtarmak, bir kızın hakkı neyse ona kavuşturmaktır. Ve öyle bir kol kanat gererki cidden hayran oldum. Çok çok merhametli, iyi yürekli bir insan. Dünyada bir yerlerde Ahmet Efendi gibi birileri var mıdır acaba merak ediyorum. Yazar aslında Tazminat dönemi eserlerinde çok fazla yer alan ahlaksız kadın konusuna farklı bir açından baktırır. Çünkü genelde ahlaksız olanın kadın ve suçlu da kadındır. Lakin yazar kulaklarımızı ve gözlerimizi açıp onları dinlememiz ve görmemiz gerektiğini, asıl hikayeye erişmemizi ister. Ben çok severek okudum, iyi ki de okumuşum.