"biri, size yazdığım mektubun ilk satırların... başka anlama gelebileceğini düşündü. Bu bir intihar mektubu sanılabilirdi." Bir an durdu. Sonra ağır ağır, "O zaman bu..." dedi.
Hercule Poirot başını salladı. "Bir cinayet."
Merhabalar, bugün sizlere on yıl önce birbirine çok sevip ayrı düşmek zorunda kalan iki sevgilinin hikayesiyle geldim. Duncan, İskoç şefinin gayrimeşru çocuğu olmasına rağmen ünü ve çalışma şekliyle çoğunun takdirini kazanmıştır. Babasının gövdesidir fakat kendinden küçük kardeşi meşru olduğu için babasına ait olan her şey onundur. Neyseki bu onun için önemli değildir. Bir iş anlaşması ve savaş stratejisi için gittiği bi davette tanıştığı güzeller güzeli Jeannie tutulur. Jeannie de genç askere aşık olur. İkili arasında tutkulu bir aşk başlar. Her şey onlar için çok güzelken aralarına klanlarının güç, strateji, hırs, kıskançlık gibi entrikalar girer. İki aşık birbirinden acımasız bir şekilde kopar ve koca on yıl sonra ikisi de gençlik hallerinden çok uzaktayken tekrar karşılaşır. Jeannie, sevdiği adamdan sonra çok sıkıntı çekmiş, artık sırlarla doludur. Duncan ise boğazında idam ipiyle dolaşan, ismindeki lekeyi temizlemek isteyen kaçaktır. Geçmişteki aşk ve sırlar tekrardan gün yüzüne çıkacak mıdır?
İki sevgilinin de bana göre hem hatalı hem de haklı olduğu yerler vardı. Hani deriz gençlik bazen dikkatli olmayı engelleyip farklı davranıyoruz işte onlarda da bu vardı. Çıtır çerezler okunabilecek bir kitap öyle mutlaka okuyun diyemem ama kafanızı rahatlatmak için uygun.