Tolstoy bu romanın gözlerimizi 1873 yıllarındaki Rusya'sına, bir ailenin kopma noktasında açtırıyor. Stepan Arkadyiç, evli olmasına rağmen kendine sahip çıkamayan hovardanın önde gidenidir. Karısı Darya artık onu bırakma bırakmama durumunu düşünmeye başlamış evde soğuk rüzgarlar eser. Evdeki bu durumu düzeltmek için Stepan'ın kız kardeşi Anna yola çıkar. Anna, güzeller güzeli Anna her girdiği ortamda tüm gözleri kendine çeviren, toplum tarafından gıpta ile bakılan bir kadındır. Eşi Aleksey Aleksandroviç Karenin ondan yaşça büyük, işinde gücünde olan bir siyasetçidir. Anna tren istasyonunda Vronskiy ile karşılaşır. Bu karşılaşma geleceği yeniden kuracaktır. İşte bu karşılaşmada ikili birbirine aşık olur. Anna evli ve cok sevdiği bir oğlu vardır. Vronskiy ise sosyete de peşinde koştuğu Darya'nın kız kardeşi Kiti ile bir ilişkisi vardır. Tabii ki bu saydıklarımın hiçbiri onlara engel olmaz. Anna genç yaşta kendisinden yaş olarak büyük bir adamla evlenmiştir ve evliliği aşk üzerine kurulmamış, ona da verilmemiştir. İlk defa Kalbi çarpmış, heyecanı Vronskiy'de hissetmiştir. Vronskiy'nin gözü Anna'dan başkasını görmez. İkili alenen bir şekilde ilişkiye başlar aşklarını doruklarına kadar yaşarlar. Anna'nın eşi bi salak olmadığı için durumu anlar ve buna bi son vermesini ister. Tabii ki bu 'bitir' denilip bitecek bir şey değildir. Hatta üstüne Vronskiy'den çocuğu bile olur. Eşi her şeye rağmen onun affetmeye hazırken bunu kabul etmez. Bu üçgen bir türlü çözülmedikçe sinir oldum. Adam karısını boşamıyor? Boşasana yahu seni istemeyen bi insan ile ömür geçer mi? Bir de aklımı kurcalayan bir şey var Anna boşansa bile Vronskiy ile evlenemez mi? Buna dair bi şeyler geçti de kafam karıştı. Ardından adam boşanmak için oğlunun kendisinde kalmasını şart koşuyor bu sefer bunu Anna kabul
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,5bin okunma
Yüzünde ölülerin yüzünde görülen, bu dünyaya ait olandan öte dünyaya ait olana geçişin aynısı vardı; ama ölülerde veda söz konusuydu, burada ise kavuşma.