Polisiye roman diye başladığım fakat ilerledikçe katili bulmaktan çok İstanbul'un tarihi ve yapılarıyla ilgili verilen ilgi çekici bilgilerden dolayı sırada hangi tarihi yapıta geçilecek diye merak ederek okuduğum bir roman olup çıkıverdi. Anlatılan bu tarihi yerlerin çoğunu görmüş olmama rağmen bilmediğim bilgiler ve hikayelerle bu mekanlar ve eserler daha anlamlı bir hale geldi ve tekrardan bilinçli bir şekilde buraları gezme isteği uyandı bende.
Ahmet Ümit kitapla ilgili bir röportajında bu kitabı yazma amacını şu şekilde açıklar: “Aslında bu kitabı yazma nedenim tamamıyla İstanbul. Bir serüven romanı yazayım, bir polisiye roman yazayım İstanbul’da geçsin değil, tam tersine İstanbul romanı yazayım, ama bir serüven romanı, aynı zamanda bir gezi romanı, aynı zamanda bir felsefe romanı, aynı zamanda bir tarih romanı… Hepsini içeren bir roman olsun diye düşünüyordum. Ama her şeyden önce İstanbul’un romanını yazayım… " diye açıklar ve bu şekilde İstanbul'a vefa borcunu ödemek istediğini söyler. Ardından bizi İstanbul'un 2700 yıl önceki tarihine götürüp o dönemden günümüze kadar gelen önemli mekan - yapılar hakkında hiç sıkmadan ilgi çekici bilgiler vererek kişide bir farkındalık yaratır.
Roman ayrıca dostluğu, aşkı, eski İstanbul özlemini, eskilere olan bağlılığı çok içten ve yalın bir şekilde dile getirmiştir. Kitabın sonlarına doğru merak ve heyecan artarken katilin kim olduğu konusunda da ters köşe yaparak buruk ve güzel bir tat bırakır...
Özellikle İstanbul'da yaşayanların kesinlikle okuması gereken sürükleyici bir kitap...