Herkes kalbinde kendi acısını ve dünyasını taşıyor. Yüzlerde hayatın yalnız ıstırap izleri okunabiliyor. Kimsenin kimseye baktığı yok. Kimse kimseyle konuşmuyor...
Mutlu insan görmek istemezdi etrafta. Mutlu insan görmek kendisini eksik hissettirir, mutsuzluğunu hatırlatırdı. Herkesi kendiyle karşılaştırmaya alışmış insanların zihni böyle çalışır. Mutsuz, hele ki bedbaht insan gördüğündeyse kendi sefil hayatı için şükrederdi.
Birinin acısını ve ıstırabını gözden kaçırmak öyle kolay ki; bilhassa o kişi sesini çıkarmıyor, mantarı sımsıkı takılmış bir şişe gibi her şeyi kendi içinde tutuyor, basınç gitgide artıyorsa... Fakat nereye kadar..?