Bir yazarın insan denen varlığı yazdığı fantezi türü kitapta,
Mars gezegenine giden bir bilginin ağzından şöyle tasvir etmektedir:
Gezgin olarak yeryüzünden uzay yolculuğuna çıkan bu bilgin, Merih’te inerek caddelerde dolaşmakta iken bir fakültede verilecek konferans ilanını görür. İlanda belirtildiğine göre, Merih bilginlerinden birisi yeryüzüne yaptıkları son sefer ve dünya canlıları hakkında konuşacaktır. Dünyadan gelen bilgin de bu konuşmaya katılır. Merih gezegeni bilginlerinden birinin kürsüye çıktığına ve şöyle konuştuğuna tanık olur. Evet sonunda dünyada hayat var diyen bilginlerin görüşleri doğrulandı. Son araştırmalar, hayat açısından çok ileri aşamada bulunan varlıkların orada var olduklarını gösterdi. Bu varlıkların bir türü “Beşer” adını taşımaktadır. Sizin bu varlıklar hakkında zihninizde bir tasavvur bile olmadığı için, bu “beşer”in niteliğini size iyice açıklayamam elbette, ancak özet olarak söyleyebilirim ki, iki deliği dört tutamağı olan bir kırbaya benzer. Beşer diye adlandırılan bu canlılar dünya üzerinde o yandan bu yana ve hiçbir benzeri olmayan biçimde hareket ederler. Bu canlılarda özel bir “birbirini öldürme” deliliği vardır. Zaman olur, birbiriyle hiç bağlantısı olmayan uzak noktalardan harekete geçen ve birbirlerini hiç tanımayan bu canlılardan büyük topluluklar, bir tasarım, düzen, heyecan ve dürtü ile kuşanır ve son derece modern silah ve üst düzey donanımla yola düşerler, işlerini uğraşlarını ve ailelerini bırakırlar, karşılıklı saf bağlarlar, sonra kıyasıya savaşırlar. Önce yiyecek sağlamak için buna ihtiyaçları olduğunu sanıyordum. Fakat sonra gördüm ki birbirlerini şaşılası çabalarla ve yığınla öldürüyorlar, ardından kalkıp kendi evlerine dönüyorlar. Sonra biri yine öne düşüyor, bir topluluğu diğerine karşı kışkırtıyor, sonra da aynı