2009’da kaleme alınmış bu eser kendi alanında benzeri zor yaratılacak bir tarihi belge. Kitaba getirebileceğim tek eleştiri Amin Maaolouf’un değerlendirme perspektifi. Kendisi de göçmen olan değerli yazar sanki göçmenlik konusuna verdiği ağırlığa gönüllü bir katkı yapmış. Kitabın sonlarına doğru bu çok kültürlülük vurgusu sanki ana vurgunun önüne geçip, sorunun çeşitliliği kucaklamamaktan kaynaklandığı yanılgısına dönüşebilir. Elbette niyet bu değil. Fakat vurgunun tonu kuvvetli olduğu için diğer mesajları ıskalamak mümkün gibi.
Devlet ve iktidarin sadece şiddet ile tanimlanmasi konusunda yapilan cozumlemeler Türkiye'de son yıllarda yaşananların anlaşılması açısından önemlidir. "Şiddete karşı şiddet şeklindeki bir çarpışmada devletin üstünlüğü daima mutlak olmuştur. Ancak bu üstünlük, devletin iktidar yapısı bozulmadigi sürece mümkündür yani emirlere itaat edildiği ve polis ya da ordu silah kullanmaya hazır olduğu sürece..."