Şiddet Üzerine

Hannah Arendt
Tahmini Okuma Süresi:
2 sa. 57 dk.
Sayfa Sayısı:
104
Basım Tarihi:
Mart 2014
Yayınevi:
İletişim
Orijinal Adı:
On Violence
Orijinal Dil:
İngilizce
ISBN:
9789754706291
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·104 syf.·
2019 16. kitabı
Belirtmeliyim ki, bana göre bu tarz kitaplarda spoiler diye bir şey yoktur. Spoiler olsa olsa filmlerde, romanlarda vs. olabilir. Buna itiraz eden biriyseniz incelemeyi okumamanız konusunda sizi baştan uyarmak isterim. Normalde yurtdışında adeta bir gelenek haline gelmiş sözlük alışkanlıkları ülkemizde maalesef yaygınlık kazanmamıştır, en azından felsefe söz konusu olduğunda. Normalde her filozofun kavramları tanımlayışı farklıdır. Bu yüzden her filozofu anlamak için önce o filozofun hangi kavramdan ne anladığını bilmek gerekir. Yani Arendt için politika nedir, iktidar ne demektir, animal laborans, homo faber nedir gibi soruların cevaplarını bir kılavuz olmadan öğrenmeniz çok zordur. Bildiğim Türkçe filozof sözlüklerinden bir tanesi "Descartes Sözlüğü"dür. İlgilenen göz atabilir. Bu eksikliğin farkında olarak ve Arendt'in de ülkemizde pek bilinen bir filozof olmamasından dolayı, bu incelemedeki kimi açıklamaların, Arendt'in başka eserlerindeki görüşleriyle de desteklenerek açıklanacağını belirtmek isterim. Arendt bu eserinde iktidar, zor, kuvvet, otorite ve şiddetin aynı işlevi gördükleri için eşanlamlıymış gibi kullanıldıklarını söyler. Buradan hareketle bunların tek tek açıklamalarını yaparak aralarındaki ayrımlardan bahseder. Böylelikle şiddet ile iktidarın aslında aynı şeyler olmadıklarını, tam tersine birbirlerinin zıttı şeyler olduklarını savunur. Bu bağlamda bir kişinin iktidarda olması demek; bir grup insan tarafından desteklenmesi ve onlara vekaleten eylemde bulunması demektir. Dolayısıyla iktidardaki kişi halkın desteğini yitirdiğinde, iktidarını da yitirmiş olur. Türkiye'deki iktidar anlayışından hayli farklıdır Arendt'in argümanları ve tanımları; daha çok çağdaş ve modern dünya olarak tanımlanan "Batı"nın gerçekleştirmeye çabaladığı ve büyük ölçüde de
Felsefe
Şiddet ÜzerineHannah Arendt · İletişim · 2014233 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2023 34. kitabı
Hannah Arendt'ın "şiddet üzerine" adlı kitabı, şiddetin doğasını ve etkilerini inceler. Arendt, şiddeti iki tür olarak ele alır: "güç" ve "şiddet". Güç, insanlar arasında işbirliği ve anlaşma ile sağlanan bir kavramken, şiddet, gücü zorlayıcı ve baskıcı bir biçimde kullanma eğilimindedir. Arendt, şiddetin politik ve sosyal boyutlarını tartışırken, şiddetin toplumsal yapılar üzerindeki etkilerini de ele alır. Kitap, şiddetin karmaşık doğasını anlamak ve insan topluluklarının bu konudaki tepkilerini değerlendirmek üzerine bir perspektif sunar.
Şiddet ÜzerineHannah Arendt · İletişim · 2014233 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2020 15. kitabı
Arendt’in Vietnam Savaşı’nın olduğu bir dönemde ve 68 kuşağı gençliğinin üniversitelerde bir şeyleri değiştirmek adına yaptıkları eylemleri baz alarak kaleme aldığı bu yapıtı, devlet ya da iktidarın son yıllarda özellikle Türkiye’de bağdaştırıldığında günümüzde okunmaya değer politik bir kitap. Devlet/ iktidar şiddeti kullandığı sürece mutlak olarak üstünlüğü ele geçirir. Ancak, bu iktidarın yapısı bozulmadığı sürece mümkündür. Yani emirlere itaat edildikçe üstünlük devamlılığını koruyacaktır. Arendt’e göre; iktidar, kuvvet, otorite ve şiddet aynı işlevi gördüğü için kimi zaman bu kavramlar aynı anlamdaymış gibi birbirinin yerine kullanılır. Arendt bu kavramları tek tek açıkladıktan sonra aslında şiddet ve iktidarın tezat iki şey olduğunu ortaya koyar. İktidara gelebilmen bir kitle tarafından desteklenmen ile mümkündür ancak halktan gelen destek son bulduğunda iktidar yitirilir. Herkesin özgür bir şekilde fikirlerini dile getirebildiği, insanların fikirleriyle var olabildikleri ve cezanın da ancak şiddetvari eylemlerin sonucunda uygulanabileceği bir kamusal alanın varlığından bahseder. Tüm farklılıklara rağmen tam bir eşitlik hakimdir. Eşitliğin sağlanması nezaket ile olur. Kamusal alan sayesinde gerçek manada bir insan olunabilir. Bu alan ile birlikte ortak fikirler daha şiddetle bir ortamda savunulma olanağı bulacaktır. Yine bu alan sayesinde siyasal partiler ortaya çıkabileceklerdir. Peki şiddet kamusal alanda uygulandığı takdirde ne kadar meşrûdur? Şiddetin sınırları var mıdır? Hannah Arendt şiddeti savunmaz. Ona göre şiddet asla meşrûlaştırılamaz ve övgü malzemesi haline getirilemez. Ancak hangi durum ve şartlarda zorunlu olarak uygulanabileceği belirlenmelidir. Şiddet
Felsefe
Şiddet ÜzerineHannah Arendt · İletişim · 2014233 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2022 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2022 23:19
İktidar ve şiddet ilişkisini birçok ağızdan örneklendirmiş olması güzel. Felsefecilerin aforizmalarını ve yaptıkları metaforları seviyorum...ama hepsi bu. İlgilisi için şüphesiz güzel bir eser.
Şiddet ÜzerineHannah Arendt · İletişim · 2014233 okunma
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2018 21. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2018 23:25
H. Arendt kitabini Vietnam Savasinin oldugu bir donemde ve 68 kuşağı gençliğinin üniversitelerde bir seyleri degistirmek icin yaptiklari eylemleri baz alarak şiddeti konu edinmiş. Bu amacla iki tur siddet ayrimina girmis. Birincisi: " kosullarin değişebileceği yonunde bir suphe varsa ancak buna rağmen kosullar degismiyorsa" ortaya çıkan hiddetin eyleme dönüşmüş hali şiddet. Bunu şöyle aciklamis kendileri: kesin bazi durumlarda (argüman ya da konuşma olmaksızın ve sonuçlar hesaplamaksızın eylemenin) adaletin terazisini yeniden dengelemenin tek yolu oldugugudur. İkincisi: temelleri sarsilan iktidarin başvurduğu şiddet. H. Arendt siddetin aracsalligina vurgu yapmis ve amacinin şiddetin dogasini sorgulatmak oldugunu kitap boyunca dile getirmistir. Bu tarz kitap okumayi sevenler icin gercekten tatmin edici bir kitap oldugunu soyleyebilirim. iyi okumalar
Şiddet ÜzerineHannah Arendt · İletişim · 2014233 okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2025 580. kitabı
"İnsanın kendine saygısını yitirmeden aç kalması , kölelikte yediği ekmekten daha yeğdir"Hannah Arendt şiddet ile “söz”ün imkansız birlikteliğinden söz ediyor; savaş ile devrim’i şiddet olgusu üzerinden kıyaslıyor; bir “devrim aracı”, değişim aracı, politika aracı ve doğrudan iktidar aracı olarak şiddet’in anlamını sorguluyor: “Şiddetle değişen bir dünya, ancak daha çok şiddetin varolduğu bir dünya olur.” Kamu alanı açısından bakıldığında şiddet hiçbir zaman kabul edilebilir bir şey değildir. Arendt, Şiddet Üzerine adlı eserinde ise kamu alanını, yani politik yapıyı bozan şid- detin nasıl ortaya çıktığını ve diğer kavramlardan farkını ortaya koyar.. Şiddet Üzerine "Hannah Arendt, en çok tartışılmış kitaplarından biri olan Şiddet Üzerine’de, şiddet ile “söz”ün imkansız birlikteliğinden söz ediyor; savaş ile devrim’i şiddet olgusu üzerinden kıyaslıyor; bir “devrim aracı”, değişim aracı, politika aracı ve doğrudan iktidar aracı olarak şiddet’in anlamını sorguluyor: “Şiddetle değişen bir dünya, ancak daha çok şiddetin varolduğu bir dünya olur." "Hannah Arendt, bu kitabında şiddetin hangi aşamalardan geçtiğini ve neden şiddete meyilli olduğumuzu anlatıyor., kıtabımız da "Ama üniversiteler, ancak toplumda iktidarın son sözü söylemediği yer olarak kaldığı sürece öğrenciler için bir temel olarak kalmaya devam eder.""Hannah Arendt
Siyaset & Politika
Şiddet ÜzerineHannah Arendt · İletişim · 2014233 okunma
İyi ki varsın Hannah
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2019 1. kitabı
Kitap ince gelmişti gözüme ben bunu bir günde bitiririm dedim. Ama haftalarca sürdü okumam. Her cümleye bir kitap yazılır neredeyse. Ne demişti yazar “projeksiyonun büyüleyiciliği bazen o projeksiyonu tasarlayanı aşar.” Öyle de değil midir? Bazen bir iş görür Ve yapanı duyduğunuzda inanamazsınız. Nasıl yapmış diye aslında yapanın öyle bir ufku da yoktur ama olmuştur işte. Oluvermiştir...
Siyaset
Şiddet ÜzerineHannah Arendt · İletişim · 2014233 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2017 4. kitabı
Devlet ve iktidarin sadece şiddet ile tanimlanmasi konusunda yapilan cozumlemeler Türkiye'de son yıllarda yaşananların anlaşılması açısından önemlidir. "Şiddete karşı şiddet şeklindeki bir çarpışmada devletin üstünlüğü daima mutlak olmuştur. Ancak bu üstünlük, devletin iktidar yapısı bozulmadigi sürece mümkündür yani emirlere itaat edildiği ve polis ya da ordu silah kullanmaya hazır olduğu sürece..."
Siyaset
Şiddet ÜzerineHannah Arendt · İletişim · 2014233 okunma
9/10
·104 syf.··
2017 8. kitabı
·
166 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2017 18:51
Şiddet nedir? Şiddet yalnızca fiziksel midir? Birine bağırmak da şiddete girer mi? Peki ya birini aslında yapmak istemediği bir şeyi yapması için zorlamak? Ya da istemediği halde istediğine inandırmak, kandırmak? İnsanın var oluşundan bu yana şiddet vardır ve tahmin edemeyebileceğimiz pek çok şey şiddet olarak tanımlanabilir. Hannah Arendt’ın muhteşem kaleminden...
Felsefe
Şiddet ÜzerineHannah Arendt · İletişim · 2014233 okunma
8/10
·104 syf.··
2022 13. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2022 00:22
Hannah Arendt'in Şiddet Üzerine kitabı genel olarak 3 bölümden oluşmakta.Arendt, 20. yüzyıl örnekleri ile şiddet kavramını açıklayacağından bahsederek başlar. Lenin’e atıf yaparak, 20. yüzyılın savaş, devrim ve dolayısıyla şiddetin yüzyılı olduğundan söz eder. Karl marx ,Engels, Proudhon ve Sorel bağlamında günümüz siyasal yapıları ,güç otorite,erk,polis devleti, krallık,monarşi ve ulus devlet bağlamında şiddet ve şiddet araçlarınin yansıması üzerine derin bir kitap. Okurken siyasal alana eğilimli değilseniz çok keyif keyifli okumalar.
Edebiyat
Şiddet ÜzerineHannah Arendt · İletişim · 2014233 okunma

Yazar Hakkında

Hannah ArendtYazar · 18 kitap
Hannah Arendt (14 Ekim 1906 - 4 Aralık 1975), Alman siyaset bilimcidir. Çoğu kişi tarafında felsefeci olarak da bilinmekle birlikte, kendisi felsefenin "bireyin kendisi"ne dair sorunlarla uğraştığını söyleyerek bu sıfatı reddetmiştir. Siyaset bilimci olarak tanımlanmayı istemesinin sebebi çalışmalarının "tekil olarak insana değil, dünyada yaşayan ve dünyayı kaplayan insanlığa" odaklanmış olmasıdır. Biyografi Arendt, o zamanlar bağımsız bir şehir olan Aşağı Saksonya'nın Linden şehrinde (şimdiki Hanover'in bir parçası), seküler bir Yahudi ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi ve Königsberg (hayranı olduğu Immanuel Kant'ın şehri, bugünkü adı ile Kaliningrad) ile Berlin'de büyüdü. Martin Heidegger ile birlikte Marburg Üniversitesinde felsefe çalışan Arendt'in onunla uzun, fırtınalı romantik bir ilişkisi oldu. Bu ilişki, Heidegger'in Nazisempatisi yüzünden zaman zaman eleştirilmiştir. Heidegger'den ayrıldığı dönemlerden birinde Heidelberg'e taşındı ve orada varoluşçu felsefeci Karl Jaspers'in danışmanlığında Aziz Augustine'in düşüncesinde aşk kavramı üstüne bir tez yazmaya başladı. Arendt'in tez çalışması 1929 yılında yayınlandı ancak 1933 yılında Yahudi olduğu gerekçesi ile gerekli hocalık niteliklerine sahip olmadığı belirtilerek Alman üniversitelerinde ders vermesi engellendi. Bunun üzerine Paris'e kaçan Arendt orada edebi eleştirmen ve Marxist gizemci Walter Benjamin ile tanışıp onunla dost oldu. Fransa'da kaldığı süre boyunca Yahudi göçmenlere yardım ve destek sağlamaya çalıştı. Ancak Fransa'nın II. Dünya Savaşı sırasında savaş ilan etmesi ve Alman askeri kuvvetlerinin Fransa'nın bazı bölgelerini işgal etmesi sonucunda Yahudilerin toplama kamplarına gönderilmesinden ötürü Fransa'dan da kaçmak zorunda kaldı. 1940 yılında Alman şair ve felsefeci Heinrich Blücher ile evlendi. 1941 yılında kocası ve annesi ile birlikte, ona ve yaklaşık 2500 Yahudi göçmene yasadışı vize veren Amerikalı diplomat Hiram Bingham IV yardımı ileABD'ye kaçan Arendt New York'taki Alman-Yahudi topluluğun aktif bir üyesi oldu ve haftalık Aufbau için yazılar yazdı. II. Dünya Savaşı bittikten sonra Heidegger ile ilişkisini sürdürdü ve Almanya'nın Nazilerden arındırılması etkinliklerinde onun lehinde tanıklık etti. 1950 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nin doğal vatandaşı ve 1959'da da Princeton Üniversitesi'ndeki ilk tam kadrolu kadın profesör oldu. 1975 yılında, 69 yaşında hayata gözlerini yumduğunda Annandale-on-Hudson, New York'ta kocasının uzun süre ders vermiş olduğu Bard Koleji'nin mezarlığına gömüldü. Eserleri Arendt'in eserleri iktidar, politikanın özneleri, otorite ve totaliterlik ile ilgilidir. Çalışmalarının çoğunda eşitler arasındaki kolektif politik eylem ile eşanlamlı olan özgürlük kavramının doğrulanmasına odaklanmıştır "Politikanın bittiği yerde özgürlük başlar" şeklindeki libertaryan var sayıma karşı çıkan Arendt, özgürlüğü kamusal ve birlikteliğe dair bir kavram olarak temellendirir, buna dair antik Yunan şehir devletleri, Amerikan kasabaları, Paris Komünü, 1960lı yıllardaki toplumsal özgürlük hareketleri ve başka alanlardan örnekler sunar. En önemli eserlerinden biri İnsanlık Durumu (1958) olup, bu eserinde emek, iş ve eylem arasındaki farkları ve bu farkların yol açtığı önemli sonuçları kışkırtıcı şekilde ortaya koyar. Politik eylem teorisini bu eserinde iyice detaylandırır. İlk büyük eseri olan Totaliterizmin Kökenleri isimli kitapta Komünizm ve Nazizmin kökenlerini ve bunlarla antisemitizm arasındaki bağlantıları incelemiştir. Bu kitabı epey tartışmaya yol açmıştır çünkü kimilerine göre bağdaştırılamayacak iki konuyu kıyaslamaya kalkışmıştır. Daha sonra Eichmann in Jerusalem isimli kitaba dönüşecek Eichmann davasını The New Yorker dergisinde anlatırken kötülüğün temel ve kökten bir şey mi yoksa basitçe insanların banalitesinin -- sıradan insanların diğerlerinin emirlerine uyma ve eylemlerinin ya da eylemsizliklerinin sonuçlarını düşünmeksizin çoğunluk görüşüne itaat etmelerinin bir sonucu olup olmadığı sorusunu sormuştur. Son kitabı The Life of the Mind öldüğünde yarım kalmıştır ancak günümüzde mevcut hali ile hala okunmaktadır. Yaşamak ya da ölmek 2006 yılında Eugene McCarraher şunları yazmıştır: "1962'nin güneşli Mart sabahlarından birinde Hannah Arendt'i taşıyan bir taksi Central Park'a doğru hızlanırken bir kamyonla çarpıştı. Gözlerini ambulansta açan Arendt kollarını ve bacaklarını hareket ettirdi, gözlerini yuvarladı, tarihleri, şiir mısralarını ve telefon numaralarını sayarak hafızasını test etti. Daha sonra yakın arkadaşı Mary McCarthy'ye olayı şöyle aktarmıştır: "kısa bir süreliğine yaşam ya da ölüm kararının bana bağlı olduğunu düşündüm." "Ölümün korkunç olmadığını düşünse de" aynı zamanda "hayatın epey güzel olduğunu ve sevdiğini" düşünmüştü. Ödülleri 1975 Sonning Ödülü