·
Okunma
·
Beğeni
·
93
Gösterim
Adı:
Sorumluluk ve Yargı
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755709536
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden Hannah Arendt makale, konuşma ve derslerinden oluşan Sorumluluk ve Yargı’da Yahudi soykırımından atom bombasının kullanım amacına, Vietnam savaşından ırkçılığa yaşadığı yüzyılın bütün politik krizlerini ahlaki çöküş ışığında değerlendirir; bu çöküşü “dişlilerin parçası olduğunu” varsayan insanların cehaletinde ya da doğasına içkin kötülüğünde değil, kendi eylemlerini ahlaki hakikatlere göre yargılamaktaki acizliğinde arar. Düşünme yetersizliği, iyi ya da kötü tercihlerden sakınma eğilimi Arendt’in analizlerinde merkezi bir öneme sahiptir. Herkesin suçlu olduğu yerde hiç kimsenin suçlu olmadığını öne sürerek, ahlaki sorumluluk ve nesnel suç arasındaki ayrımın politik veçheleri üzerine hukuk ve ahlak felsefesi çerçevesinde kalem oynatır. Sorumluluk ve Yargı, “kötülüğün sıradanlığı” üzerine devam eden bir tartışmanın parçası olduğu kadar, ahlak felsefesi, sorumluluk, hakikat ve kolektif suç mefhumları üzerine de sistemli bir düşünme çabasının ürünüdür.

“Hem ahlaki hem de politik olarak, kayıtsızlık en büyük tehlikedir. Gerçek skandala, gerçek ayak bağları, kişinin kendi örneklerini ve ona eşlik edecekleri seçme isteğinden ve yeteneğinden mahrum olmasından, kendi yargısı aracılığıyla başkalarıyla ilişki kurma isteğini ya da yeteneğini gösterememesinden doğar. Dehşetle beraber, kötülüğün sıradanlığı da işte orada yatar.”
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
“Asla hiçbir şey yapmadığımda olduğum kadar aktif olmadım, yalnızlığı en az hissettiğim vakitler kendi başıma olduğum vakitlerdir.”
‘“Bunu yaptın’ diyor hafızam, ‘Bunu yapmış olamam’ diyor gururum. Boyun eğmezdir gurur. Sonunda teslim olur hafızam”
İlk bakışta çekinceler safsata gibi görünse bile, birçok kişi, hem de manipüle edilmedikleri halde abuk sabuk konuşmaya başlamışsa, dahası bu kişilerin bazıları zeki insanlarsa, durumun saçmalıktan ibaret olduğu söylenemez. Yargılamaktan korkmak toplumumuzda oldukça yaygındır. Fakat bu korkunun İncil'de geçen "Başkasını yargılamayın ki siz de yargılanmayasınız" sözüyle yakından uzaktan alakası yoktur. Şayet bu korku, "ilk taşı atmak" tabirine dayanıyorsa, bu sözü suistimal ediyordur. Çünkü yargılamaktan kaçınmanın ardında özgür bir failin varlığından duyulan şüphe gizlidir; yaptığından sorumlu ya da onu üstlenmekle yükümlü tek bir kişinin bile bulunmadığı şüphesi böylece doğar. Ahlaki meselelerin tesadüfen bile olsa gündeme gelmesiyle beraber, onları gündeme getiren kişiye bu ürkütücü özgüven yoksunluğu ve ondan kaynaklı gururla, dahası, sahte bir alçakgönüllülükle karşı çıkılacaktır. "Ben kimim ki yargılayayım?" sözlerinin esas anlamı şudur: Hepimiz birbirimize benziyoruz, aynı ölçüde kötüyüz ve biraz olsun düzgün kalmayı deneyenler veya deniyormuş gibi yapanlar ya azizdir ya da sahtekar, ama kim olurlarsa olsunlar, bizi rahat bırakmalılar.
Ahlakın törelere –istenilen şekilde değiştirilebilen tavırlara, örf, âdet ve teamüller– indirgenmesine sebep olanlar caniler değil, ahlaki standartlar toplumsal kabul gördüğü sürece, inanmaları öğretilenlerden şüphe duymayı akıllarından bile geçirmeyen sıradan insanlardı.
... kötünün iyisini seçenler, nihayetinde yine kötülüğü seçmiş olduklarını çok çabuk unuttuklarından, ...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sorumluluk ve Yargı
Baskı tarihi:
Kasım 2018
Sayfa sayısı:
264
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755709536
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
20. yüzyılın en önemli düşünürlerinden Hannah Arendt makale, konuşma ve derslerinden oluşan Sorumluluk ve Yargı’da Yahudi soykırımından atom bombasının kullanım amacına, Vietnam savaşından ırkçılığa yaşadığı yüzyılın bütün politik krizlerini ahlaki çöküş ışığında değerlendirir; bu çöküşü “dişlilerin parçası olduğunu” varsayan insanların cehaletinde ya da doğasına içkin kötülüğünde değil, kendi eylemlerini ahlaki hakikatlere göre yargılamaktaki acizliğinde arar. Düşünme yetersizliği, iyi ya da kötü tercihlerden sakınma eğilimi Arendt’in analizlerinde merkezi bir öneme sahiptir. Herkesin suçlu olduğu yerde hiç kimsenin suçlu olmadığını öne sürerek, ahlaki sorumluluk ve nesnel suç arasındaki ayrımın politik veçheleri üzerine hukuk ve ahlak felsefesi çerçevesinde kalem oynatır. Sorumluluk ve Yargı, “kötülüğün sıradanlığı” üzerine devam eden bir tartışmanın parçası olduğu kadar, ahlak felsefesi, sorumluluk, hakikat ve kolektif suç mefhumları üzerine de sistemli bir düşünme çabasının ürünüdür.

“Hem ahlaki hem de politik olarak, kayıtsızlık en büyük tehlikedir. Gerçek skandala, gerçek ayak bağları, kişinin kendi örneklerini ve ona eşlik edecekleri seçme isteğinden ve yeteneğinden mahrum olmasından, kendi yargısı aracılığıyla başkalarıyla ilişki kurma isteğini ya da yeteneğini gösterememesinden doğar. Dehşetle beraber, kötülüğün sıradanlığı da işte orada yatar.”

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • ahmed rauf
  • Adsız Alkolik

Kitap istatistikleri