Onlar (%1), bizim taleplerimizin olmadığını söylüyorlar... Belki salt öfkemizin bile onları yıkmaya yeteceğini bilmiyorlar. Hadi size birlikte düşünmek için birkaç sey söyleyeyim, kafamdaki birkaç "devrim öncesi düşünce: Eşitsizlik imal eden bu sistemin kapağını kapatmak istiyoruz. Zenginliklerin ve mülkiyetin kişiler ve şirketler tarafından serbestçe biriktirilmesinin üzerine mühür koymak istiyoruz.
Biz kapakçıların, biz mühürcülerin talepleri şunlardır:
Bir: Şirketler arası sahipliğe son verilsin. Örneğin silah imalatı olan televizyon kanalı sahibi olamasın; madencilik şirketlerinin gazeteleri olmasın;
holdingler üniversite kuramasın; ilaç şirketleri devlet sağlık fonlarını kontrol edemesin.
İki: Su, elektrik, sağlık ve eğitim gibi doğal kaynaklar ve temel altyapı özelleştirilemesin.
Üç: Herkesin barınma, eğitim, sağlık hakkı vardır.
Dört: Zengin çocukları ebeveynlerinin varlığını miras alamasın.
Bu mücadele bizim hayal gücümüzü uyandırdı. Kapitalizm, bu yolda bir yerlerde adalet düşüncesini salt "insan hakları"na indirgedi ve eşitligi hayal etme düşüncesi bile kutsal degerlere küfür sayılır oldu. Biz, yerine yenisinin konması gereken bir sistemi reform yapıp üstünkörü tamir etmek için mücadele vermiyoruz.
Bir mühürcü, bir kapakçı olarak mücadelenin selamlıyorum.
Selam ve Zindabad sizlere.